Son günlerde iyice belirginleşen AKP ile Cemaat arasındaki kavganın, salt bir Dershaneler meselesi olduğunu söylemek, biraz saflık olur. Dershaneler sorunu Aysbergin okyanus üzerinde ki görünen kısmıdır. Esas çatışma ise suyun görünmeyen derinliklerinde.

AKP iktidara gelirken Cemaatle yol arkadaşlığı yaptı. Sonrasında AKP iktidar oldu, ancak muktedir olamadı . Çünkü elinde yetişmiş donanımlı kadrolar yoktu. İktidar olunduktan sonra başta yargı ve emniyet olmak üzere devletin önemli kadroları Cemaatin eline geçti. Böylece de Cemaat Devletin işleyişinde etkin güç oldu. Siyasi arenada vitrinde AKP görünürken, mutfakta ki hakim güç ise Cemaatti. Elbette ki Egosu böylesine güçlü olan bir Başbakanın bundan memnun olması düşünülemezdi. Ancak yetişmiş kadro eksikliğinden dolayı da, buna razı olmaktan başka bir seçeneği de yoktu. Taaa.. ki bu durum Cemaatin MİT' i de ele geçirmek için hamle yapmasına kadar sürdü. Başarısız olan bu hamle AKP - Cemaat koalisyonunun da sonunu getirdi. Hoş!.. bu koalisyon, Eğer Cemaat MİT i ele geçirseydi de bitecekti. Çünkü o zaman da mutlak güç tamamen cemaatin eline geçeceğinden dolayı , koalisyondan söz etmeninde bir anlamı olmayacaktı.

Sonuçta da gerçekleşeceğini düşündükleri Erdoğan sız bir AKP aracılığı ile Türkiye'yi idare edeceklerdi. Bu günkü dershanelerin kapatılması görünümlü kavganın özü; AKP kendi kadrolarını yetiştirmeye çalışırken, Cemaatin ise yeni kadrolar yetiştirmesini engellemek istemesidir. Ancak Cemaat kendisinin bir hizmet hareketi olduğunu ve dershaneler aracılığı ile de eğitimde ki eksikliğin giderilmesine katkı sağladığını söyleyerek, kamuoyu desteğini arkasına almaya çalışıyor. Ancak bu söylenen gerçeği yansıtıyor mu ? gelin meseleye biraz daha yakından bakalım.

CEMAATE ÇARPICI SORULAR:

Abdülkadir Selvi 02-12-2013 tarihli yenişafaktaki köşesinden soruyor.

"Madem 2004'ten beri bu hükümet sizi bitirmek istiyordu. O zaman sormak istiyorum.2004'ten önce kaç valiniz vardı, 2004'ten bu yana kaç valiniz oldu?2004'ten önce kaç milletvekiliniz vardı, 2004'ten bu yana kaç milletvekiliniz oldu?2004'ten önce kaç bakanınız vardı, 2004'ten sonra kaç bakanınız oldu?2004'ten önce kaç üniversiteniz vardı, 2004'ten sonra kaç üniversiteniz oldu?2004'ten önce ticaret hacminiz neydi, 2004'ten sonra ticaret hacminiz ne oldu? Bu soruları uzatayım mı? Sadece şunu hatırlatmak istiyorum.2004'ten önce ülkesini terk etmek zorunda kalan ve vatan hasretinden Türkiye'den getirilen toprakları koklarken gözyaşları döken muhterem Hocaefendi'yi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın ülkeye davet ettiği bir Türkiye size yetmiyor mu?"

TAYYAR' IN SÖZLERİ

Ak Parti Milletvekili Şamil Tayyar 28 KASIM 2013 günü twitter'da paylaştığı mesajında "Doğru Cemaati bitirme kararı 2004′de alındı; sonra emniyet cemaate bağlandı, dershane ve okul sayısı patladı, Ak Partiye kapatma davası açıldı. Fitneye destek verenleri görünce sorunun fitneciyle sınırlı olmadığı anlaşılıyor" ifadelerini kullanıyor.

 

 

BAŞBAKAN'IN DEMECİ

Başbakan Tayyip Erdoğan, 23 Kasım 2013 günü Rusya'dan dönerken gazetecilere, "Cemaat üyeleri şimdiye kadar bizden ne talep ettiler de yapmadık. Cemaatin en ileri gelenleri, mensupları bugüne kadar acaba ne getirdiler de Tayyip Erdoğan bunu geri gönderdi. Benden geri dönen hiçbir şey yoktur"diyor.

Cemaat kendini bir hizmet hareketi olarak tanımlıyor. Bu açıdan bakıldığında doğru olan şey, dini biri kuruluşun Allah rızası için çalışması ve siyasetle de uğraşmamasıdır. Ancak Cemaatin gündeme geldiği konulara ve de AKP cenahının itiraflarına bakıldığında, bu hizmetin bildiğimiz hizmetlerden farklı olduğu görülüyor. Bu cemaat ya kapalı kapılar arkasında vali pazarlığı yapıyor, ya emniyeti teslim alıyor!.. ya da yargıyı ele geçiriyor .

İyide kardeşim.. fakire fukaraya ve mazlumlara hizmet için var olduğu söylenen bir yapı, polis, yargıç, savcı ve valiyi ne yapar ? Aç olan insanlara polis, açıkta olanlara da savcı vermeye kalkışsa hiç bir işe yaramaz. Peki Onlar üzerinden devleti neden ele geçirmeye çalışır? Eğer ki bir yapı Garip gurabaya hizmet etmeyi değil de, devlete hükmetmek isterse... bir Cemaat değil, gider bir parti kurar. Amacını da tüzük olarak ilan ederek, iktidara gelmeye çalışır. Bu şekildeki bir yöntemle siyaset yapılması izaha muhtaç garip bir durumdan başka bir şey olmayıp, aydınlığa kavuşturuluncaya kadarda kamuoyunca tartışılmalıdır.

GÜNÜN SÖZÜ : YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL

Mevlana Celaleddin Rumi
Not: 12 temmuz 2013 de kaleme alınmış!

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×