DİREKSİYON BİNASI
   
Mehmet Abi; Ankara oto garındaki Mustafa Kemal’in karargâh olarak kullandığı şu Direksiyon binası hakkında bu günlerde söylentiler başladı. Bir vâkıfa verilecekmiş de onlar da hastane mi açacaklarmış, yok üniversite mi yapacaklarmış, olacak şey değil. Memlekette başka yer mi kalmamış da bu kadar önemli tarihi bir yeri istiklal savaşımızın kumanda merkezi olan Mustafa Kemal’in her karışında her santimin de anılarıyla dolu bir yeri nasıl verirler anlamadım doğrusu.
    Şadancığım; o yıllarda insanların hareket kabiliyeti çok sınırlıydı en kolay taşıma aracı tren olduğu için Mustafa Kemal de sık sık seyahatlerinden dolay Direksiyon binasına taşınır. Odası ikinci kattaydı. Sadece bir gaz lambası, bir koltuk ve bir karyola vardır, karyolada saman yatak serilidir, başka da bir eşya yoktur bomboştur. Kilim bile yoktur. Binada tek tuvalet vardı. Gün boyunca komutanlar, yaverler kullandığı için. Mustafa Kemal mecburen gece yarısını bekliyor, el ayak çekildikten sonra o tek tuvaleti kullanıyordu. 18 ay bu halde yaşadı.
 Direksiyon binasından, Mutfağı, çamaşırı, temizliği organize ediyordu. Nöbetçilere dağıttığı irmik helvası pek meşhurdu. Perdelik kumaşlar aldı, elleriyle dikti. Bahçeye çiçekler ekti. Kısa zamanda orayı yaşanır hale getirir. 
   Mehmet Abi; Yıl 1922 Sakarya  Meydan Savaşı kazanılmış, zafere olan inanç güçlenmişti, herkes biraz rahatlamıştı. Mustafa Kemal, henüz Çankaya'ya taşınmamıştı, direksiyon binasındaydı. Akşam yemeğine oturduğunda “Soframda bir-iki sap çiçek olsun istiyorum, çiçek yok mu?" diye sorar. Masayı hazırlayanlar mahcup şekilde boyunlarını bükerler. Emir erini çağırır, “Bana boş gaz tenekeleri bul" der. Yıkatır, temizletir, toprak doldurtur. Çiçek eker. O günden sonra her gelen misafirinin koluna giriyor, direksiyon binasının arkasında duvar dibine sıralanmış tenekelerin yanına götürüyor, çiçeklerini gösteriyordu. “Bunlar benim ikinci Sakarya zaferim" diyordu. 
Şadancığım; Mustafa Kemal direksiyon binasında iki yıl yaşadı. Hem karargâhtı hem eviydi. Mutfak ciddi sorundu. Tabldot sistemi oluşturdular, aralarında para topluyor, malzeme alıyor, aşçılıktan anlayan erlere yaptırıyorlardı. Menüde daima üç çeşit vardı. Çorba'sı hoşaf'ı değişiyor, bulgur'u hep aynı kalıyordu! Kahvaltı, ekmek zeytindi. Çamaşır yıkamak için Musevi bir kadın bulmuşlardı.
   Mustafa Kemal; Bir gece Başucunda gaz lambası yanarken uyuyakalmış. Sabah 7.30 olduğunda odasından çıkmadığını görenler, olacak iş değildi bu kadar çok uyumazdı. Biraz daha beklediler, dayanamayıp kapıyı vurdular. Ses yok. Daha sert vurdular, gene ses yok. Kapıya yüklenip içeri girdiler. Adeta mağara gibi simsiyahtı. Küçücük odayı is kaplamıştı. Telaşla "paşam paşam" diye bağırdılar. "Hayrola" diyerek uyandı ama hafif sersemlemişti. Yüzü gözü isten kapkara olmuştu. Hemen salona çıkardılar, pencereleri açtılar.
Doktor çağırdılar. Zehirlenmişti. Neyse ki ucuz atlatmıştı. Günlerce öksürdü. Göğsündeki, boğazındaki ağrı günlerce geçmedi. 
Mustafa Kemal’in yaveri Cevat Abbas ve arkadaşı Fuat Balcı bu böyle devam edemez. Burayı çekip çevirmek için birisi gerekiyor buraya bir kadın eli değmeli diye düşünerek, Fikriye Hanımı bu sebeple getirirler. Evin temizliğini, mutfağını, düzenini Fikriye Hanım sağlarken.
Mustafa Kemal de memlekete çeki düzen vermeye başlamıştır. 
Mehmet Abi; Mustafa Kemal Hakka yürüdükten sonra da cenazesi 20 Kasım sabahı önce Ankara Garı'na getirilir.
Milli Mücadele'nin başında karargâh olarak kullanılan direksiyon binası, bu defa ebedi uğurlamaya ev sahipliği yapmaktadır. 
 Mustafa kemal için,  milli mücadele yılları için, bu kadar önemli olan direksiyon binası neden müze olarak kalmazda başka amaçlar için düşünülür anlamadım. İlla bir vakfa verilecekse, Benim Başkanı olduğum bir vakıfım var. (Sağlık ve Eğitim Vakfı) verin banim vakfıma orayı müze olarak koruyayım insanların orayı ziyaret etmesini sağlayayım. Milli mücadelenin ne kadar zor şartlarda geçtiğinin bir simgesi olarak, insanlar görsünler. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Zeki Özgen 2 ay önce

Tahsis edilen kurum henüz yok iken devir sözleşmeleri yapılmış, bu açıklamayı yapanlar kendi zeka düzeylerini açıklıyor.