Keskin kuralcılar vardır dört köşe olmak ya siyah- ya beyaz olmak gibi. Bunlar çok mu önemli.
Bir felsefe kitabında okumuştum “Hayatın temeli gri hücrelerdir onlar yoksa hayat yoktur” diyordu.
Hayatını ya hep ya hiç mantığı içinde olanlar bile zaman zaman bilinç dışı griye kaymışlardır. Kabul edin yada etmeyin yaşantımızın en güzel günlerinde bile hayat iyilik ve kötülük barındırır, onun içinde zaman zaman grinin tonlarına tutunmak zorunda kalırız. 
Her insanın dostlarını sevdiklerini üzmemek adına bir öteki yüzü vardır, o yüzünü kullanmak zorunda kaldığında işte o insanın gri yüzüdür. 
Maddi manevi yardıma muhtaç birine yardım etmemek farklı bir gri tondur. 
Arkadaşın hakkında söylenen yalan sözü duymamazlıktan geldiysen al sana gri bir ton. 
Çok şükür bizim özel günlerimiz o kadar çok ki neredeyse her gün özel bir gün. Örneğin Anneler günü, babalar günü, sağlık çalışanlar günü, hukukçular günü, öğretmenler günü, gazeteciler günü, daha onlarca yazabilirim.  Bunlar için sosyal medyada bir kutlama göndereceksin hemen –başta – diye başlar, benim annem, benim Babam, benim kızım, benim oğlum, benim yeğenim , olmak üzere diye devam eden kutlama mesajları yazılır, bu da grinin bir başka tonu değil mi? Anneler gününde neden -Başta annem olmak üzere- diye cümleye başlıyorsun hani “cennet annelerin ayağının altında” değil miydi neden ayrımcılık yapıyorsun.  
İnsanlar benim ya siyah- ya beyazım var derken bir daha düşünmeli. 
Yıllar önceden grinin yedi tonunu biliyorduk, sonra grinin elli tonu diye kitap yazıldı, geçen gün bir belgesel izliyordum bilgisayara sormuşlar grinin kaç tonu var diye bilgisayar 356 tonu var diye cevap vermiş. 
Net olarak şunu söyleye bilir miyiz. Hayat ne siyahtır ne de beyazdır, hiç bir şey tam olarak ne iyidir ne de kötüdür.  Anamın bir sözü var “herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz” der. Ona göre en zor iş çobanlık ama daha ne zor işler var. Ben burada anamın bir sözünü kullanarak grinin bir tonunu kullanmış oldum. Hatta başkalarının annem dediğine ben “ana” demekle de bir gri ton kullandım sanırım. Grinin tonunu kabul etmeyenler, ya siyah,-ya beyaz diye tutturduklarında hayatın sunduğu fırsatların bir çoğunu kaçırabilirler, üstesinden gelemediğiniz bir konuyu zamanın akışına bırakın, o fikriniz zaman içinde kendi rengini bulsun o zaman daha doğru kararlara vardığınızı göreceksiniz. 
Siyah beyaz düşünmek kesinlikle kendini mükemmeliyetçi sananlardır. Bunu yaşı, cinsiyeti yoktur. 
 “Bu sınavda tek bir yanlış bile yapmamam lazım” 
“Ben bu konuda hata yapmamalıyım”
“Bu tatlıyı yedim, ben iradesizim ve asla kilo veremeyeceğim”
“Yapmam lazım”, “Yapmalıyım” yerine “Elimden geleni yapabilirim”, “Bunu deneyebilirim”, “Akışına bırakabilirim” gibi kendinize özgür hissedebileceğiniz bir alan açarsanız daha rahat edebilirsiniz. Dolayısıyla öfke, kaygı gibi duyguları  daha baş edilebilir bir seviyeye indirebiliriz. Duygularınızın dinginleşmesi için hayatımız da grilere yer açabiliriz.
Bir başka deyişle, en iyisi, en doğrusu, en güzeli olmasına gerek yoktur, bazen “yeterince iyi” olmasına da izin verebiliriz.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×