BAHÇELİ  HZ. HÜSEYİN HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SUSMAMIŞTIR
1332 yıl evvel Kerbale’da yaşanan vahşet ve şiddet bunlardan en hazin ve yaralayıcı olanıdır.

Resullullah efendimizin mübarek torunu Hz. Hüseyin ve yanındakilerin vicdansızca şehit edilmeleri müşterek sızı ve feryat olarak yüzyıllardır Müslümanların yüreğinde taşınmaktadır.

Kerbela; Hicret’in 61. ve Muharrem ayının 10.gününde hüzne boğulmuş ve ilelebet karanlığa gömülmüştür.

Geçtiğimiz cumartesi günü idrak ettiğimiz Aşura Günü’nde bu elemi, her zerremize kadar işlemiş bu keder verici hadiseyi bir kez daha andık, yeniden yaşadık.

Kerbela’nın matemi her Müslüman tarafından yüzyıllardır tutulmakta ve Evlad-ı Resullullah’a uzanan kötü ve kanlı eller her daim lanet ve bedduayla hatırlanmaktadır.

Tümüyle ortadadır ki, iktidar ve saltanat hırsı uğruna kararan kalplerin, körleşen vicdanların, kapanan şuurların nasıl bir canavarlık kisvesine bürünebileceklerine Kerbela’da şahit olunmuştur.

Aşura Günü’nde Peygamberimizin aziz torunu Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi şüphesiz asırlardır İslam âlemini kasıp kavurmuştur.

Aslına bakarsınız Kerbela’da İslam’a kılıç çekilmiş ve İslam’ın kanı akıtılmıştır.

Ve bu şekilde şirkin tarafları, küfrün ve zalimliğin temsilcileri, doğruluğa, temizliğe ve rahmete karşı iblisle kol kola girerek tuzak kurmuşlardır.

Ne var ki yüce Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt zulme boyun eğmemiş, hak bildiklerinden, doğru gördüklerinden sırf yeryüzü zebanileri istiyor diye vazgeçmemişlerdir.

Bu asil ve soylu duruş bizim örnek aldığımız ve peşinden ayrılmayacağımız kutsal bir iradenin somutlaşmış halidir.

Bize göre, İslam’ın iman, ihlas ve ahlakıyla bezenmiş Hz. Hüseyin’in cesaret, dirayet ve vakarı tüm müminlere emsal teşkil etmeli ve mutlaka da benimsenmelidir.

Allah’tan başkasına biat etmeyen, Allah’tan gayrisine kulluğu elinin tersiyle iten ve bu yolda başını vermekten de çekinmeyen bu insanlık gururu bizim rehberimizdir.

Altını kalın olarak çiziyorum ki, Hz. Peygamber’in sevgili torunu Hz. Hüseyin haksızlıklar karşısında pusmamıştır.

Yanlışlar karşısında sinmemiş, zorluklar neticesinde inandıklarından ödün vermemiştir.

Bu yüzden asırlarca Müslümanların gönlünde sultanların sultanı mertebesinde bulunmuş ve Kerbela’da mübarek kanını akıtanlar da mahşeri vicdanda ebediyete kadar mahkûm olmuşlardır.

 Şüphesiz, Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’i anlamak için yalnızca Kerbela’ya bakmak ve buradan hareket etmek doğru olmayacaktır.

Nitekim Allah Resulü’nün kutlu torunu Hz. Hüseyin’i sadece Kerbela boyutuyla değil; ahlak, şahsiyet, fazilet ve iman taraflarıyla da tanıyıp tanıtmak hepimizin yapması gerekenler arasındadır.

Yüzyıllardır İslam âlemine yerleşmiş ikilikleri, önyargıları, kavgaları, mezhep temelli husumetleri yeni baştan ele alıp belirli bir uzlaşma ve anlaşma zemine dayandırmak için sanıyorum Kerbela’dan alınan dersler çok yardımcı olacaktır.

Merhamet, adalet, sevgi ve şefkat dilinin hâkim olduğu Yüce dinimizin mensupları olarak, aramıza örülmeye çalışılan duvarları hep birlikte yıkmamız zor görülmemelidir.

Bu itibarla İslam’ın bereket ve rahmet vahasına, kin, nefret ve nifak ekmeye çalışanlara karşı uyanık olmak hepimizin sorumluluğudur.

 Bunun için Kerbela’dan çıkardığımız sonuçlarla, İslam Dünyası’nın şu anki dağınık, atıl, geri, zayıf ve dış müdahalelere açık görünüm ve içeriği hakkında derinlemesine düşünmeli ve mutlaka bu olumsuzluğu yenecek adımlar atmalıyız.

Bu düşüncelerle Muharrem ayında tutulan oruçların, dağıtılan aşuralarla birlikte yapılan duaların Cenab-ı Allah tarafından kabul edilmesini niyaz ediyorum.

Başta efendimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin olmak üzere, Kerbela şehitlerimizi ve tüm Ehl-i Beyt-i rahmet, hürmet ve minnetle yâd ediyorum.


HERGUNTURK
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×