Siyaset Haberleri Tümü

İŞTE HOCA EFENDİ

“Bize bugüne kadar dost olmayanlar, hangi dostluk çağrısını yapıyor?” diye…

Referandumdan haftalar sonra, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın “Ah Devlet Bey Ah” başlıklı bir yazısını yazdığı Cuma gününden bir gün sonraki gece telefonum çaldı. Ekrana çıkan numara, Türkiye’den ve kime ait olduğunu bildiğim bir numaraydı. Telefonla arayan kişi, çok değerli ve eskimeyen bir dostumdu. Türk-İslam değerlerini yaşama ve yaşatma konusunda çelik iradeli olan bu dostum, Başbuğ Türkeş’in mezarı başında duasını ettikten sonra beni aramış… Sesi titremiyordu. Ama oldukça öfkeli, kızgın olduğu telefonda sesine yansıyordu. Başbuğun mezarının kaldırılacağı yönündeki tartışmalardan ve Türk-İslam düşmanlığı yapan küresel güçlere taşeronluk vazifesini yerine getiren kişi ve kurumların MHP’ye yönelik çok yönlü saldırılarından dolayı, her Ülkücü gibi oldukça öfkeli ve kızgındı. Bu Ülküdaşım en çok da malum cemaatin MHP’ye yönelik propaganda araçlarını kullanarak kumpas kurmaya çalışmasına kızıyordu. Ülküdaşım da malum cemaatin kurduğu okullara bir zamanlar sempati ile bakan ve sonradan okulların ve cemaatin işlevini sorgulamaya başlayan birisiydi. Telefondaki dost, Başbuğ Türkeş’in malum cemaatin eğitim çalışmalarına destek verdiği, onların üniversitelerinin açılışına katıldığı ve onların mağdur olduğu dönemde sahip çıkarak büyüklük gösterdiği halde, Fetullah Gülen’in Başbuğ Türkeş ve Ülkücüler hakkında söylediği yakışıksız sözlerini tekrar hatırlatıyor ve öfkelendikçe öfkeleniyordu. Karşımda ağlayan bir ses yoktu. Milli duygularla haykırdıkça haykıran bir ses vardı. diye soruyordu?


Ülküdaşımın sitemleri, haykırışları telefonda devam ederken, ben de geçmişte ve günümüzde yaşananları düşündüm ve kendi kendime sordum “Bize bugüne kadar dost olmayanlar, hangi dostluk çağrısını yapıyor?” diye… Dün Başbuğ Türkeş ve Ülkücüler sizin eğitim olarak görülen çalışmalarınıza samimiyetle destek verecek, süreçler karşısında düştüğünüz mağdurluklarda size sahip çıkacak ama siz, sizlere sahip çıkanlara karşı hep kötü sıfatlarla düşmanlık yapacaksınız. Hangi insanlığa, hangi adamlığa, hangi maneviyat ölçüsüne sığar bu? İyilik yapmanın karşılığı Ülkücülere hakaret etmek ve Ülkücülerin mücadele ettiği Türk-İslam düşmanı güçleri desteklemek midir? Sizin en büyük düşmanlığınız, Türkiye’nin geleceği üzerinde hesap yapan, karanlık oyunlar oynayan güçlere verdiğiniz sonsuz destektir. Ülkücü Hareketin kaygısı budur ve şimdi MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin size yaptığı uyarıların temel sebebi budur. ABD’nin, AB’nin, PKK’nın, Ermeni’nin, Rum’un, Peşmerge’nin, Papa’nın, Papazın, Haham’

İyilik yapmanın, adamlık yapmanın karşılığı bu mu?”ın menfaatleri ve hedefleri savunulacaksa, en önde sizsiniz. Bunlara hizmet etme mecburiyetiz nedir? Bu güçlerin taşeronu gibi çalışan AKP iktidarına öncü kuvvet olarak destek vermeniz de sizin için tarihinizin en tartışılan dönemi olmuştur. MHP’ye ve Ülkücü Harekete bugüne kadar dostluk adına hiçbir şey yapmadığınız halde, MHP sizlere karşı mertlik yaparak kötülükleriniz karşısında iyilik yapmışsa, burada sorgulanması gereken sizin ilişkileriniz ve çalışmalarınız olmalıdır. Sayın Ekrem Dumanlı “Ah Devlet Bey Ah” başlıklı bir yazı yazarak milli konularda tavizsiz duruşun adı olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi eleştirmek yerine, “Ah Hocaefendi Ah” başlıklı yazılarla kendi cemaat bünyesini ve çalışma sistemini sorgulamalıdır. Mesela Ekrem Dumanlı Fethullah Hoca’ya merhum Alparslan Türkeş onlara eğitim çalışmaları ve okul açılışları konusunda övgü dolu sözler söylerken, onu niçin “Affetmem ben Menderes'i asmalarını, düşünün 33 sene geçmiş, affedemedim ve asılmasının % 50 vebali Türkeş'in boynunda." gibi bir iftira ile suçladığını sorabilir. Ülkücüler, Türk-İslam değerlerini korumak için canı ve kanı ile her türlü fedakârlığı yaparken, onlara niçin bir röportajında “terörist” gibi bir çirkin sıfat vererek “Türkiye'de az insan öldürülmedi ki. O grup onu öldürttü, öbür grup diğerini. 12 Mart'ta da millet kanlı bıçaklıydı. Asker geldi müdahale etti. 12 Eylül'de yine millet kanlı bıçaklıydı. Millet birbirini öldürüyordu. Birbirini öldürerek bir yere varmaya çalışılıyordu. Bunların hepsi teröristti. O taraf da teröristti, bu taraf da. Ama ad koyuyorlardı. Biri diyor ki: ‘Ben Müslümanlık için yapıyorum.’. Öbürü de diyor ki: ‘Ben toprağım için, milletim için yapıyorum.’ Diğeri de diyordu ki: ‘Ben kapitalizme, sömürüye karşı savaşıyorum.’. Onların hepsi bir kısım laflardı. “(Fethullah Gülen ile röportaj /Nuriye Akman, Zaman, 23.03.2004) bu sözlerini kullandığı sorusunu yöneltebilir. Yine “Kaos, Kadrolaşma, Ordu ve Okullar” başlıklı bir yazısında "Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder.” Evet, artık, “Türk Milleti” diyen, “vatan, ülke, ülkü, bayrak” sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta “din, iman, Kur’an” fedaisiymiş gibi arz-ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar “millî ruh” diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, ‘ruh kökü’nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalbsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar." (09.04. 2007) şeklindeki cümlelerle Ülkücü Harekete hakaret etmenin ne manası olduğunu sorabilir. Ekrem Dumanlı “Ah Hocaefendi Ah” başlıklı yazısında sorularını genişletebilir. Mesela, “Cemaat olarak bizler Turgut Özal’ diye sorabilir.


Ekrem Dumanlı’nın, Fethullah Gülen’e soracağı o kadar soru vardır ki, sadece şunu bile sorsa yeterlidir: Biz İslam çizgisini ölçü aldığımızı iddia eden bir cemaatiz ama Türk-İslam değerlerine zarar veren, düşmanlık yapan AKP’yi hangi akla hizmet destekliyoruz ve bu desteği güçlendirmek için AKP ile mücadele eden herkesle niçin ölümüne mücadele ediyoruz?”


Bu son soru bile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin malum cemaate yönelik yaptığı uyarılarının anlamını bulmaya yardımcı olacaktır. Ölçüsü İslam olan kişi hiç AKP gibi bir partiyi destekler ve bu destek için mezardaki ölüleri bile oy vermeye çağırır mı? Din ve maneviyat adamı olmayı değil, siyaset adamı olmayı ve AKP gibi bir partiye koruyucu zırh olmayı öncelikli hale getirenler kaybetmeye mahkûmdur. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin her fırsatta ifadesi de bu temelde değerlendirilmelidir. Ama Fethullah Gülen önderliğindeki cemaat, bugüne kadar görülmemiş bir şekilde siyasallaşmış ve AKP’nin adeta beyin takımı gibi çalışır hale gelmiş; AKP’nin yolsuzluklarından, hırsızlıklarından, ihanetlerinden, siyasi yalan ve tezgâhlarından, küresel güçlere hizmetkârlığından dolayı başlıca vebal sahibi olmuşlardır. MHP ve cemaat arasında kin duvarı örülmemiştir ve MHP’nin uyarıları siyasi menfaat için değil, milli davalarda duruşu için şekillenmektedir. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Fethullah Gülen grubuna karşı Milliyetçi Hareket Partisi insanlarının, zannediyorum saygısı gittikçe azalmaktadır. Bu konuyu dikkate alırlarsa kendileri için de yararlı olur diye düşünüyorum." sözlerini dün-bugün çizgisinde değerlendirmesi gereken, malum cemaattir. Saygı duyulurken, saygıyı yitirten faktörler nelerdir? MHP’ye ve Liderimiz Devlet Bahçeli’ye “Ülkücü hareketi aslî çizgisinden alıp bambaşka bir çerçeveye sıkıştırdı. Oysa bu tarihî akımın ana damarı Türk-İslam ülküsü uğruna "derviş-gaziler" yetiştirmeyi, "Alperenler"i tebrik ve teşvik etmeyi gerektiriyordu...” sözleriyle akıl vermeye kalkan Ekrem Dumanlı, herhalde malum cemaatin gittiği çizgiden bihaberdir. MHP zaten Ekrem Dumanlı’nın bahsettiği bu çizgide olduğu için malum cemaate karşı uyarılarda bulunmaktadır. Papazlarla, Papalarla, Hahamlarda poz vermekten bitap düşen, Rumcuların, Kürtçülerin, Ermenicilerin hedefleri için yol haritası olan, Müslümanların vatanını işgal edenlere kılavuzluk yapan, kilise, manastır açanlara zangoçluk eden Ülkücüler mi, MHP’liler mi Sayın Dumanlı? MHP Türk-İslam ülküsü yolunda mücadele verdiği için, Hıristiyan ve Yahudi projelerinde taşeronluk yapan AKP’ye karşıdır. Malum cemaatte bu mücadele, maalesef AKP’yi korumak adına MHP’ye karşıdır. Malum cemaat, AKP’nin kendini kurtarmaya ve PKK açılımını hayata geçirmeye yönelik hazırladığı Anayasa değişikliğine ölülere seslenecek kadar destek vermiştir. MHP de referandumda “Hayır” oyu verme gerekçeleri olarak neyi sıraladıysa bugün hepsinde haklı çıkmıştır. Malum cemaat MHP’nin haklılıklarını çürütmek için her türlü yalana, tezgaha gerek referandum öncesinde, gerek sonrasında başvurdu. MHP ve Ülkücülerle hiçbir bağı kalmamış düşünce soytarılarını ekranlarına ve gazetelerine çıkarıp MHP yönetimine sürekli saldırıda bulunarak, MHP’nin halk nazarında itibarını zedelemeye çalıştı. MHP de bu duruma tepki gösterdiği için bu cemaat tarafından suçlanmaktadır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi hedef yapmalarının yegane sebebi, onun milli konularda diğerleri gibi eğilip-bükülmek yerine, dimdik durmasıdır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi bazılarına yaptıkları gibi satın alacak, onu taviz vermeye zorlayacak hiçbir güç olmadığını bildikleri için, bu durum onları çıldırtmaktadır. Ekrem Dumanlı’nın bu çıldırmanın hangi derecesini yaşadığını bilemiyoruz ama kendine çeki-düzen vermesi gereken MHP değil, bizzat malum cemaatin kendisidir. Ekrem Dumanlı istediği kadar “Ah’lasın, Sızlasın”, değişen bir şey olmayacak, MHP Türkiye’de uygulanmak istenen tüm karanlık oyunlara karşı yine tek başına mücadele verecektir. “Dost acı söyler; ama doğru söyler. MHP özüne dönmeli, varlık nedenini inkâr eden bir yola girmemeli. Ve daha önemlisi, dostlarını incitmemeli!..” diyen Ekrem Dumanlı, dostluğun anlamının ne olduğunu bilmiyor herhalde… Biz de Ekrem Dumanlı’ya Voltaire’nin “ Tanrım, beni dostlarıma karşı koru, kendimi düşmanlarıma karşı korurum.” sözünü armağan edelim; anlamını kendisi çözsün..
ı, Süleyman Demirel’i, Tansu Çiller’i, Bülent Ecevit’i, Recep Tayyip Erdoğan’ı bugüne kadar oy olarak, maddi ve manevi olarak desteklediğimiz halde MHP’yi Alparslan Türkeş zamanında da, Devlet Bahçeli zamanında da niçin desteklemedik?”İnanç kurumları, toplumun saygı duyduğu manevi şahsiyetler siyasetten ne kadar arınırsa, Türkiye’ye o kadar büyük hizmet edecektir”

Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz
Facebook Yorumları