Siyaset Haberleri Tümü

RTÜK, AKP'NİN ARKA BAHÇESİ OLMASIN

Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in 568 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:

AKP İktidarı radyo ve televizyon yayıncılığında da başarısızdır

      Bu hususta iktidar partisi şu görüşleri ifade etti alt komisyonda ve komisyonda: "3984 sayılı Kanun eskimiştir." dedi. Bugüne kadar 20 kez değiştirildiğine ilişkin ifade edildi. "Avrupa Birliği 'Bilgi Toplumu ve Medya' başlığıyla uyum için yeni bir kanun istemini belirtmektedir." dedi. Frekans tahsisi meselesi çözülememiştir ve tahsis karşılığı tahsisat yapılamamıştır, bunu ifade ettiler. "Medya sahipliği objektif kriterlere kavuşturulamamıştır." ifadesini söylediler. "Rating ölçümleri meselesi çözülememiştir." dediler. Kapalı devre televizyon yayıncılığı konusunu, ortada olduğunu ifade ettiler. Medya sahipliğinde yabancı sermaye payı hususunda atıfta bulunuldu, yayınlarda kapsama alanının coğrafya mı, nüfus mu olduğu konusu tartışmaya açıldı. Ceza sisteminin işletilmesi, RTÜK'e payların nasıl ayrılacağı, "Avrupa eserleri" kavramı, çevre, eğitim, kültür alanlarına daha fazla yönelme hususları, karasal yayın lisanslarının hâlâ verilememesi hususu, millî eğitimle ilgili payın kaldırılması, müeyyidelerde zaman aşımı meselesi, kamusal yayınların denetim dışılığı, reklamlarda düzensizliklerin ve istismarın giderilmesi, siyasi reklamların düzenlenmesi ve diğer hususlar. Bu hükümler, sekiz yıllık AKP İktidarının her alanda olduğu gibi radyo ve televizyon yayıncılığında da başarısızlığının birer örneğidir, kanıtıdır.

Bu Hükûmet Türk milletinin Hükûmeti olabilir mi?

      Şimdi, Genel Kurula sunulan yasa teklif ve tasarılarına, amaçlarına bir göz atalım. Göreceğiz ki iktidar tarafından devlet tüm kurumlarıyla tahrip ve yok edilmeye devam edilmektedir. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu Hükûmet Türk milletinin Hükûmeti olabilir mi? Rutubette çürütülmüş bir kumaş misali, devletin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Düğmeye basılıyor, RTÜK kanunu isteniyor, bir sektör daha tahribat noktasına getiriliyor.

Sekiz yıldır bugüne kadar niye herhangi bir çaba gösterilmedi?

      Mademki böyle bir tasarıya ihtiyaç vardı, sekiz yıldır bugüne kadar niye herhangi bir çaba gösterilmedi?

      Değerli milletvekilleri, medya sektöründe habercilik doğal olarak en önemli daldır, uğraştır ama habercilik yapılırken burada halkın doğru bilgilendirilmesi asıl önemli olandır. Ama bunun tersi yapılırsa, habercilikte manipülasyona yol açacak uygulamalara girişilirse o zaman habercilik değerini yitirir ve uygar bir toplum olmamız asla manipülasyonlardan dolayı da mümkün olmaz.

      Yayıncılıkta diğer bir önemli husus da, toplumsallaştırmadır; insanları  birbirine kaynaştırma, sosyal ilişkileri kuvvetlendirmedir ve insanlarımıza umut vermek lazım. Umudu olmayan toplumlar her zaman çökmeye daha hazırdır. Onun için, motive etmek gerekir toplumu. Tartışma ve diyaloglarda farklı görüşlerden ve doğru insanları, toplumda saygınlığı kanıtlanmış insanlarla bu işi yapmayı hedef ve ilke almak lazım.  

Eğitime çok önem vermek gerekir.

      Elbette eğitime çok önem vermek gerekir. Millî kültürün işlenmesi, geliştirilmesi oldukça önemlidir ama bunu yaparken eğer biz toplumda argoyu, basit olmayı ve insanları daha kültürlü, daha ulusal ve uluslararası normlarla donatılmanın dışında daha iptidai konuma çekecek bir kültürsüzleştirme ameliyesine tabi tutarsak yayıncılıkla, bu da çok tehlikelidir.  

Türkiye'de millî kültürü mutlaka en öncelikli olarak vermek zorundayız.

      Ama bunun yanında diğer bir husus da, çok kültürlülük kavramıdır. Türkiye'de millî kültürü mutlaka en öncelikli olarak vermek zorundayız. Çok kültürlülük bir toplumun parçalanmasına giden yolda atılan bir adım olarak değerlendirilmelidir. Elbette yayıncılıkta eğlendirme amaç olmalıdır ama bunun yanında bütünleştirmeyi de önemsememiz gerekir. Bütün sayısal, istatistiki, ekonomik verilerin mutlaka doğru, anlaşılır ve açık olarak verilmesi iktiza eder ama bu hassasiyet ne yazık ki özellikle medyamızda gözükmüyor, çoğunlukla gözükmüyor ve bu, Türk milletinin doğru bilgilenmesi ve eğitimi açısından büyük noksanlık olarak karşımıza çıkıyor.

Egemen holding medyası

      Doğal olarak medya sahipliğine ben vurgu yapmak isterim bu konuda. Egemen holding medyası, yabancıların yayıncılıkta daha fazla ağırlığını hisseder olmamız ve dışa bağımlılığın gittikçe artıyor olması, millî çıkarlar yerine zümre çıkarların, kişisel çıkarların ya da dış bazı güç odaklarının çıkarlarının yayıncılık yoluyla ön plana çıkartılması da diğer bir yayıncılıkta handikabımız olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülke güvenliği göz ardı edilmemelidir

      Ülke güvenliği göz ardı edilmemelidir değerli arkadaşlar. Kurumlar tahrip edilmemelidir. Kurumlara yapılan saldırıları, nasıl iştihayla saldırıyorlar, nasıl geliyorlar, nasıl çekim yapıyorlar, bunları yakın birkaç yıllık geçmişte çok açık bir şekilde gördük. Kurumlar arası çatışma ve hatta kurum içi çatışmaları âdeta özendiren bir yayıncılık da günümüzde görünmeye başladı.

      Dinleme ve izleme faaliyetleri âdeta kameraların, bazı kameraların, bazı yayın kuruluşlarının bu konudaki art niyetini de ortaya çıkarmış oluyor. Doğal olarak milletin bekası göz ardı  ediliyor, genel ahlak göz ardı ediliyor, temel ahlaki değerler yıpranıyor, aile yapısı, aile kurumu aşınıyor ve genel sağlık böyle bir kötü ve yanlı yayıncılıkla tahrip ediliyor.

Medya sektörü, bir kara delik

      Sonuç  olarak, Türkiye'de yayıncılık bir müstemleke medyası ve yayıncılığı  hâline dönüşüyor, doğrudan ya da dolaylı ağır sansürü izleyebiliyoruz ve sonuçta yaratılan bir cinnet toplumu, psikolojisi bozulmuş yığınlar, katliamlar ve birbirlerine karşı hoşgörüsüz insanlar, ruh sağlığı bozulmuş kitleler ve sefahata özendirilen gençlik, fuhşiyatın ve pornonun vakayı adi hâline getirilmesi ve sönen ocaklar. Medya sektörü, bir kara delik gibi milletimizin tüm değer ve kaynaklarını bu şekilde yok etmekte, bize düşen ise medyayı kara delik olmaktan çıkarmaktır.

RTÜK personeli de partizan memur konumuna getirilmemeli

      Değerli arkadaşlar, bu tasarı, RTÜK'ü tarafsızlıktan uzaklaştırmaktadır, iktidarın âdeta sopası ve gücü hâline getirmektedir. RTÜK, kendi kurallarını kendi koyacak konuma getirilmektedir ve böylece yandaş medya yaratmada aracı kurum hâline getirilmektedir. 2011 seçimlerinde, bu tasarı yasalaştığı zaman, iktidarın, medyayı RTÜK kanalıyla kötü kullanmamasını özellikle buradan ikaz ediyorum. Toplumsal duyarlılıklara önem verilmesini ve RTÜK'ün, AKP'nin arka bahçesi olmamasını diliyorum ve RTÜK personelinin de diğer bazı kurumlarda olduğu gibi partizan memur konumuna getirilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyorum. Takip edilecek.

Yorumlar
  • MÜZEYYEN ARSLAN DİK

    MİLLETVEKİLLİĞİ SIRALAMASI 1.HİDAYET KILIÇ 2.BURHANETTİN KOCAMAZ 3.ALİ ÖZ 4.MUSTAFA YILMAZ 5.ALİ RIZA BOZKURT 6.KAMURAN İŞLER KUŞ 7.ÜMİT TURHAN 8.MEHMET AYAN 9.ERSİN AYDIN MİLLETVEKİLLİĞİ SIRALAMASINDA GÖRMEK İSTERİZ. ANKET ÇALIŞANLARINA SELAMLAR

    cevapla
Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz