Siyaset Haberleri Tümü

SONUÇ BİLDİRGESİ

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI EDİP SEMİH YALÇIN SONUÇ BİLDİRGESİNİ YAZILI BİR AÇIKLAMAYLA DUYURDU

Antalya'nın Manavgat ilçesinde, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından düzenlenen Akademisyenler Çalıştayı'nın sonuç bildirgesi MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın'ın yaptığı yazılı bir açıklamayla duyuruldu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın açıklamasında, Birinci Akademisyenler Çalıştayı'nda akademisyenlerin Türkiye'nin güncel meselelerini masaya yatırdığı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi aktörlerce tahribata uğratılan değer ve kaynaklarının onarımı hususundaki görüşlerin ortaya konduğunu, Türk milliyetçiliğine gönül vermiş aydınların hassas olduğu konuların belirlendiğini ifade etti.
Siyasi çevrelerde Türk milletinin doğal refleksleri ve varlık bilinci yok farzedilerek hayata geçirilen senaryoların Türkiye'nin bütünlüğünü tehdit eder boyutlara ulaştığı ifade edilen açıklamada; şöyle denildi: "Bölücü senaryoları hazırlayanlar, emellerine ulaşmak için önlerindeki en büyük engel olan Türk milliyetçilerini hedef almışlardır. Kültürel ve ekonomik alanlarla dış ilişkilerde takip edilen yanlış politikalar, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine ve milli kalkınma hamlesinin gereklerine aykırı
sonuçlar vermeye başlamıştır. Türkiye'nin maruz bırakıldığı tehlikeler ve yaşamaya mahkum edildiği önemli sorunlar, gücünü milletinden alan Türk milliyetçisi aydınları irade beyanına itmiştir. Türk milliyetçileri, millet kavramı ve milli bütünlük noktasında kafa karıştıran zihniyetlerin ulaşmak istediği sinsi emelleri görmüştür. Milletimiz, varlığını hedef alan planlara, kendisini yokluğa, sefalete, iş ve aş kaygısına sürükleyen odaklara karşı harekete geçmiştir" denildi.
Türk Milleti'nin geçmişte olduğu gibi bugün de içinde yaşadığı zorlukların altından kalkacak güçte olduğu kaydedilen açıklamada; şöyle denildi: "Türkiye Cumhuriyeti; 2011 yılı itibarıyla doğal kaynakları, entelektüel birikimi ve toplumun bütün kesimleriyle barış içinde yeni bir Türkiye'yi inşa edecek güce sahiptir. Türk milliyetçisi akademisyenler olarak Türkiye'nin varlığını ve milli bütünlüğünü tehdit eden ve halkı yoksulluğa mahkum eden bütün girişimlere karşı üzerimize düşeni yapacağımızı kamuoyuna
saygıyla duyuruyoruz. Bu konuda toplumun bütün kesimlerini irade beyanına çağırıyoruz. Barış için, huzur ve refah için, yeniden şahlanış için, güçlü Türkiye için karar anının geldiğine inanıyoruz. Ses ver, sesimize kulak ver Türkiye!"
MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın'ın yazılı olarak yaptığı sonuç bildirgesinde Akademisyenler Çalıştayı dolayısıyla Türkiye'nin bazı temel sorunları hakkında tespit edilen hususlar olduğu belirtilerek bu hususlar şu şekilde sıralandı:
"1- Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde farklı yaşam tarzlarına saygı göstermeyen, inanç ve ifade hürriyetini daraltan arayışlar artmıştır. Barış ve kardeşlik atmosferine zarar veren bu gelişmeler, Türk aydınları tarafından kaygıyla takip edilmektedir.
2- Her türlü ayrımcılığın ve bölücülüğün karşısında olan Türk milliyetçileri, milleti meydana getiren bütün toplum kesimlerini bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak görmektedir.
3- Akademisyen aydınlar olarak, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkesi Türk olarak kabul ediyoruz. Türk milliyetçiliğinin ırka veya etnik ayrımcılığa değil, kültür unsuruna dayanan akılcı ve çağdaş bir fikir sistemi olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Etnik ve dini kimliklerin hukuk devletinin garantisi altında olduğunun altını çiziyoruz.
4- Kapalı kapılar ardında bölücülerle pazarlık yapanları ve yabancı patentli bölücü projelere destek verenleri şiddetle kınıyoruz. Bölücü projelerin hayata geçirilmesine asla izin verilmeyecek, buna cüret edenler karşısında Türk milliyetçilerini bulacaktır.
5- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Özerklik, iki dillilik ve iki bayraklılık gibi Türkiye'nin bütünlüğüne kast eden planlar, siyasi çevrelerde ve bazı aydınlar arasında şaşırtıcı bir aymazlıkla dillendirilmektedir. Milli birlik ve beraberliğimize yönelen planların Türk milliyetçilerine rağmen uygulanması mümkün değildir. Türk milliyetçileri, Türk varlığının ve milli bütünlüğümüzün teminatıdır.
6- Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcında Türk milliyetçiliği ve Türklük ülküsü vardır. Bu gerçek, kitlelere unutturulmak istenmektedir. Milletimizi bir arada tutan dini değerlerimizle beraber bayrak, vatan ve dil gibi milli hassasiyetlerimizden taviz verilemez.
7- Son yıllarda yapılan anayasa ve değişikliği ve yasal düzenlemelerle, adalet sistemi yürütmenin emrine verilmiştir. Yargı bağımsızlığına yönelik düzenlemeler, tek parti iktidarını dikta yönetimine dönüştürme eğilimi göstermektedir. Yürütme organı, yasamayı devre dışı bırakmış, demokrasiyi dengeleyen kuvvetler ayrılığı, yerini kuvvetler ayrılığına bırakmıştır. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinin alanına müdahale etmediği esnek bir parlamenter hukuk sistemi, iktidarı elinde bulunduranların hukuk
dışı uygulamalarına karşı vatandaşlık haklarının teminatı olmalıdır.
8- Son yıllarda, gerçekçi olmayan bir takım ekonomik verilere dayanılarak milletin refah düzeyinin arttığı söylenmektedir. Aksine Türkiye'de halkın çoğunluğu fakirlik sınırındadır, önemli bir kısmı da açlık sınırının altında yaşamaktadır. Türkiye'de işsizlik rakamları ve yoksulluk, endişe verici boyutlara ulaşmıştır. İlgililer tarafından yapılan açıklamaların aksine, yüzde 20'leri bulan işsizler ordusunun yükünü dar gelirliler çekmektedir. Fakirlik Türk milletinin kaderi olmamalıdır; gelir dağılımında
adaleti sağlayan, istihdamı artıran tedbirler acilen alınmalıdır. 9. 8 milyonu aşkın emeklinin yüzde 96'sı, geçimini sağlamak şöyle dursun, hayatta kalmak için mücadele vermektedir. Emeklinin hali perişandır. Emeklinin filesi çileyle dolmuştur. ifd:
"1- Türkiye Cumhuriye
10- Tarım kesiminin ve Türk köylüsünün sorunları her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Türk çiftçisi ve üreticisi, tüccarın insafına, yabancı üreticinin işgaline bırakılmıştır. Çiftçi borç batağındadır. AB ülkelerinde tarıma ayrılan pay, ülke bütçesinin yüzde 10 ila 12'si kadarken Türkiye'de yüzde 2'lerde kalmaktadır. Bu oran, tarım kesiminin gözden çıkarıldığının en bariz delilidir. Yasal düzenleme ve desteklerle tarım sektörü bir an evvel ayağa kaldırılmalıdır.
11- Türk dış politikasındaki eksen kayması dikkati çekicidir. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1933 yılında büyük bir ileri görüşlülükle haber verdiği gibi, 1990'lı yılların başından itibaren Türk dünyasıyla yeniden kader birliği etme fırsatı yakalanmıştır. Bu konuda 90'lı yıllarda alınan mesafe, 2002-2010 yılları arasında belirgin şekilde gerilemiştir. Tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan İslam dünyası ve Müslüman ülkelerle ilişkiler elbette geliştirilmelidir. Ancak Türk dünyası ve Türk devletleriyle
münasebetlerin güçlenmesi, 2023'ün lider Türkiye'sinin vizyonu açısından büyük önem taşımaktadır.
12- Türkiye Avrupa Birliği'yle ilişkilerde de teslimiyetçi politikaları terk etmelidir. Türkiye'nin dış politika öncelikleri arasında yer alan Kıbrıs konusu, AB'yle uyum sürecine kurban edilmemeli, pazarlık konusu olmaktan çıkarılmalıdır.
13- Bölgede komşu ülkelerle 'sıfır sorun' ilkesi benimsenirken, Türk milletinin tarihi hak ve önceliklerinden asla vazgeçilmemelidir.
14- Türkiye'de çağın gereklerine uygun eğitim ve öğretim politikaları, milletimizin ihtiyaçları göz önüne alınarak yeniden yorumlanmalıdır. Özellikle üniversitelerde okuyan gençler, proje üretebilecek donanımla mezun edilebilmelidir. Her ilde üniversite açmak güzeldir, ancak önemli olan üniversiteyi bitirenlere mesleklerine uygun iş bulunabilmesidir.
15- Dar gelirliler sınıfında yer alan akademisyenler, yıllardır zor şartlarda görevlerini sürdürmektedir. İleri teknolojiye, ekonomik kalkınmaya ve Türk kültürünün gelişmesine yönelik fikir ve proje üreten akademisyenlerin çalışma şartları iyileştirilmelidir. Üniversitelerde çağın gereklerine uygun bilimsel araştırmalar teşvik edilmelidir.
16- Kültür ve sanatı, Türk medeniyetini besleyen ana hayat damarlarından biri olarak görüyoruz. Türk toplumunun güncel ihtiyaçlarına cevap verecek entelektüel üretimlere destek olmayı temel bir ilke olarak kabul ediyoruz. Bu çerçevede, sanat camiası desteklenmeli, Türk kültür ve medeniyetini ihya edecek sentez ve üretim gücüne kavuşturulmalıdır.
17- 2002 yılından 2009 yılına kadar geçen sürede kadın cinayetlerinde yüzde bin 400 artış gerçekleşmiştir. Bu acı bilanço, kadına yönelik şiddetin, cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi ve Türk aile yapısının temelini oluşturan kadınların korunmasına yönelik hiçbir ciddi düzenleme yapılmadığını göstermektedir. Geç kalınmadan, kadın sorunlarıyla ilgili ciddi yasal düzenlemeler getirilmelidir.
18- Din ve vicdan özgürlüğü en kamil anlamda yasaların teminatı altındadır. Din kuralları üzerinden bilimsel alana müdahale, bilimsel ilke ve kabullerle dini alana müdahale girişimlerine meydan verilmemelidir. Her alan, müşted
"1- Türkiye Cumhuriyerek bir anlayış içerisinde kendi işlevini görmelidir. İnanç ve bilim ekseninde barış, hoşgörü ve kardeşliğin hakim olduğu Türkiye'yi inşa etmek üzere sağlıklı bir tartışma ortamı yaratmaya bütün sosyal kesimleri davet ediyoruz."

Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz