Sevgi, dış dünya ile arasına bir duvar örmüştü. Mecbur kalmadığı sürece o duvarın dışına çıkmamaya gayret ederdi. Ama o duvarın içine kendi dünyasını inşa etmişti. Hele bir gül bahçesi vardı görmeye değer. Görmeye değer dediysek de öyle herkese göstermezdi. Bizim duyduklarımızda duvarın içine bakmasına, girmesine izin verdiği bir dostunun anlattıklarıda. 

     O güller diyor o rengarenk güller, itina ile bakılmış zamanında suyu verilmiş, zamanında gübresi atılmış, o çiçeklerin var ya o çiçeklerin güllerinin yapraklarının tek tek hiç üşenmeden tozlarını bile alınırdı diyor arkadaşı. Sevginin dış dünya ile arasına ördüğü duvarın diğer yüzü caddeye bakıyordu, vızır vızır arabaların geçtiği, kaldırımlarda seyyar satıcıların dolaştı ,her gün sabahın erken saatinde gelen o simitçinin, bir bağırışı var “çıtır çıtır taze simitlerim vaaar” diyor ki sevginin ta yüreğine işliyor. Taze simitlerim var diye bağırdığı zaman duvarın öbür tarafına geçen o ses, sevginin kulaklarına gelir ama o sesle berber sanki taze simidin kokusu da sevginin burnuna kadar gelirdi. Bazen sevgi sesleneyim şu simitçiye de simit alayım diye düşünür dü ama bir den duvar aklına gelirdi. Duvarın arkasında başka sesler de vardı simitçiden başka, “Kastambonu sarımsağı geldi hanım” diye ses geliyordu duvarın arkasından. Daha kimler var kimler karpuzcular , kavuncular, domates satanlar, yeşil biberciler.  
   O çiçekler var ya o çiçekler, onları suladığı suyu bile bahçesine kazdırdığı kuyudan çıkarıyordu. Benim çiçeklerimi sulayacağım su bile temiz olmalı diyordu. Barajlardan gelen suya yolda gelirken kim bilir neler karışır diyordu. Beyaz gülünü pek bir seviyordu. Beyaz gül açtığında saatlerce o gülün başında bekliyor, ama öyle çok bekliyordu ki sanki o gülün büyüdüğünü görüyordu kendi gözleriyle. Beyaz gül güzeldir saflığı, temizliği, dürüstlüğü samimiyeti temsil ettiğini düşünüyordu. Bu kavramların hepsine ne de çok ihtiyacımız var diyordu. Duvarın arkasında sevginin bahçesinde beyaz güllerden başka, kırmızı güller, pembe güller de vardı  o gülleri de severdi, onların da ayrı yerleri var benim yüreğimde ama beyaz gülün yeri ap ayrı diyordu. Bahçesinde sadece güller mi daha neler var neler, sebzesini yetiştirdiği ayrı bir bölüm şu tarafta bahçenin batı tarafında. İçinde karpuzu,kavunu, yeşil biberi sarımsağı, patlıcanı, aklınıza ne gelirse hepsi vardı. Duvarın arkasındaki bahçesinin doğu tarafına da mevsimine göre yetişen meyve ağaçları vardı. Elması, narı, şeftalisi, cevizi daha bir çok meyve ağacı hepsinden kendisine yetecek kadar. 
  Ne yapmış böyle bu sevgi bu kadar tabiat aşığı bir kişi neden kendisine bir duvar örer acaba. Kaldıramaz mı bu duvarı. Neyse ona biraz zaman tanıyalım belki o da kaldıracaktır, kaldırmazsa bile dışarıyı görecek kadar alçaltacaktır herhalde bir süre sonra. 
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Zeki Özgen 1 hafta önce

Tüm duvarların, önyargıların ortadan kalkabilmesi mümkün mü acaba ozaman insan olmak sanırım biraz anlam kazanır.