ALPARSLAN TÜRKEŞ SON BAŞBUĞ ARDINDAN

 Alparslan Türkeş’in büyük dedesi Arif Ağa  Kayserinin Pınarbaşı İlçesinin Yukarı Köşgerli Köyünden göç ederek Kıbrıs’a yerleşmiştir. 

   Alparslan TÜRKEŞ ;Kıbrıs’ın Lefkoşa ilinde 1917 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Ahmet Hamdi Efendi, Annesi Fatımatül Zehra Hanımdır.
   Küçüklükten askerlik mesleğine ilgi duyan Alparslan TÜRKEŞ, 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesine kayıt olmuştur. Askeri Lisede başarılı bir öğrenci olan  TÜRKEŞ, 1936 yılında mezun olarak Harp Okuluna girmiştir.1939  yılında Piyade Asteğmen olarak Harp Okulundan mezun olur. Ordudaki görevi süresince düzenli terfi ederek Harp Akademisini  kazanır, oradan Kurmay Subay olarak mezun olur.
    TABUTLUKLAR: Mayıs 1944 yılında “Türkiye Cumhuriyeti dışında da Türkler var onlara sahip çıkmalıyız.”dedikleri için, ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu gençleri 
tutuklatmıştı. Bunların içinde genç bir Yüzbaşı olan Alparslan TÜRKEŞ’de vardı.
  Sirkecideki meşhur Sansaryan Sarayında  özel yaptırılan “Tabutluk” adı verilen işkence hücrelerine konulmuştu. Tepelerinde çok kuvvetli aydınlatan, aynı zamanda içeriyi cehennem gibi ısıtan bir ampul ne zaman gece, ne zaman gündüz olduğunu fark edemedikleri, elleri kelepçe ile duvara bağlanmış gerçekten tabut kadar büyüklükte. Bırakın yatmayı, oturulamayacak kadar küçük bir yer ve orada günleriniz, geceleriniz bir birine karışarak geçer.
  Alparslan TÜRKEŞ, o mektebin mezunudur. O muhteşem imtihandan geçmiş ve bütün hayatı boyunca idealinden vazgeçmemiş, doğru bellediği yolda yürürken Türk dünyasının sevgilisi, Başbuğu olacağını acaba biliyor  muydu?
   1948 yılında Amerika’ya ihtisas için gider. Amerikan Piyade Okulu ve Amerikan Harp Okulunda eğitim görmüştür. 1955 yılında Kurmay Binbaşı olan Alparslan TÜRKEŞ, Washington da bulunan Türk Genel Kurmayın temsil heyeti üyeliğine tayin edilir. 1957 yılına kadar bu görevini sürdüren Türkeş orada bulunduğu süre içinde Amerikan Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi tahsilini tamamlar. Alparslan TÜRKEŞ 1959 yılında Atom ve Nükleer okuluna gönderildi orayı da başarı ile tamamlayarak yurda döndü. 
İHTİLAL YILLARI
   27 Mayıs 1960 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği  ihtilal hareketi içerisinde bulundu. Milli Birlik Komitesi üyeliği, başbakan müsteşarlığı görevini yürüttü.  
  Menderes ve arkadaşlarının idamla yargılanmasına karşı çıktıkları için on dört arkadaşları ile birlikte yurtdışında çeşitli ülkelerde bulunan büyük elçiliklerde görevlendirildiler.
  Alparslan TÜRKEŞ 13 Kasım 1960’da hükümet müşaviri sıfatıyla Yeni Delhi’de üç yıl kaldı. Buradaki görevinin birinci yılında değişik ülkelere beraber sürgün edilen diğer arkadaşlarına gönderdiği bildiriyi şöyle yazmıştı. “ Arkadaşlar, Türk Milletinin özünden, mutlu bir ülkü için ileri çıkarılmış on dörtler  Türkiye’nin ümit dünyasını aydınlatan meşale olmaya devam  etmektedirler,” demektedir.
     Yassı Adadan idam kararı çıkacağını hisseden Alparslan TÜRKEŞ, 7 Eylül 1962 de Cumhurbaşkanı Cemal   Gürsel’e  gönderdiği mektup da “İdamlara karşı çıkınız yoksa millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım.” der
    Çok maceralı ve çok uzun süren bir yolculukla 815 gün süren sürgün hayatı 22 Şubat 1963 yılında sona erer. Eşini ve çocuklarını Beyrut’tan uçakla Türkiye’ye gönderir. Kendisi daha    Türkiye’ye gelmeden Avrupa’da sürgünde bulunan arkadaşlarını görmek onları örgütlemek için gider.  Düşüne biliyor musunuz vatan ve millet aşkını sevgili okuyucular  815 gün sürgünde kalacaksınız ve daha Türkiye’ye gelmeden, hiç dinlenmeden  hemen örgütlenmeye başlayacaksınız.  Bu nasıl vatan ve millet aşkı dır Allah’ım.
   22 Şubatta Edirne’den yurda girer 23 Şubat 1963 de ilk basın toplantısını yapar. 24 Şubatta Ankara’ya gelir. 25 Şubatta Türk Milletine hitaben bir mesaj yayınlar: “ Ülkü ve inancımdan vazgeçmez bir insan olarak  iki yıl önce aranızdan ayrıldım, uzaklara gitmiştim, bu gün aynı iman ve azimle dolu ve Türk Milletinin geleceği hakkında büyük ümitler taşıyarak tekrar sizlere kavuşmuş bulunuyorum.” 
  Alparslan TÜRKEŞ’ in  eski arkadaşları peşini bırakmaz , kimisi yeniden ihtilal yapalım der kimisi partileşerek siyasi hayatımıza devam edelim derler. 31 Mart 1965 Alparslan TÜRKEŞ’in siyasi tercihi CKMP olur. Bu partiye kaydını yaptırır ve parti müfettişliği görevini üstlenir. 
  30-31 Temmuz1965 de Partide kongre yapılır ve Alparslan TÜRKEŞ CKM Parti Genel Başkanı seçilir.Ekim 1965 yılında yapılan Millet Vekili seçiminde Ankara Milletvekili olarak Meclise girer.
. 8-9 Şubat 1969 tarihinde Partinin adı Adana’da yapılan bir kongre ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirilir, amblemi de üç hilal olarak belirlenir.
  1967 yılında ilk defa “9 Işık Doktrini” temel ülkülerini ortaya koymuştur.  O sırada daha partinin adı değişmemişti. Partinin adı MHP olduktan sonra 9 Işık Doktrini etrafında kenetlenerek bölünmez bir vatan ve millet ülküsünü pekiştirmiştir.
   31 Mart 1975- 21 Haziran 1977  tarihlerinde Süleyman Demirel’in kurmuş olduğu hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı görevini üstlenmiştir.
   21 Temmuz 1977- 5 Ocak 1978’de Alparslan TÜRKEŞ yine Süleyman Demirel’in kurmuş olduğu hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı görevini üstlenmiştir.
   12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri barış harekatını gerçekleştirerek ülke yönetimine el koydu, bütün parti liderleri ile beraber Alparslan TÜRKEŞ de tutuklandı. 29 Nisan 1981 tarihinde MHP ve Ülkücü kuruluşlar hakkında soruşturma sonrasında 945 sayfalık bir iddia name ile soruşturma açıldı.    
 Alparslan TÜRKEŞ rahatsızlanarak dil okulundan Askeri Mevki Hastanesine kaldırıldı. Dil okulunda kaldığı süre ve hastanede kaldığı süre toplam 4 yıl 5 ay 28 gün dür. 9 Nisan 1985 yılında yattığı günlerde göz önüne alınarak tahliye edilmiştir. Türkeş’in hastanede yattığı 
süre içinde ben de ara sıra ziyaretine gitmiştim. Her gördüğümde, bir öncekinden daha çökmüş daha yaşlanmış olarak görünce, çok üzülürdüm. Artık son günlerde kulağı az duymaya başlamış gözü de iyi görmez olmuştu.
   BOZKURT VE TÜRKEŞ
  Başbuğumun hayatını hep sembol olarak kendimize seçtiğimiz Bozkurt’a  enzetmişimdir, bilhassa  o hastanede yattığı yıllarda.
   Bozkurt hiçbir zaman evcilleştirilemez , yavru iken alsanız bile büyüdüğü zaman yine o iç güdüsü ile vahşiliğini devam ettirir. Bozkurt kesinlikle kendisinin avlamadığı avı yemez, hep kendi işini kendi görür. Rahmetli Alparslan TÜRKEŞ de öyle yapmıştır. Daima inandığı dava için hiç ödün  vermemiştir. O davası için yaşamış Türklük, Milliyetçilik için tabutluklarda  yatmış, sürgün edilmiş, aç susuz bırakılmış ama davasından hiç taviz vermemiştir. Son nefesini bile verirken kendi hayatını düşünmemiş kedini çok yormuştur.
  6 Eylül 1987  tarihinde yapılan referandumla eski siyasetçilerin yasakları kaldırılınca  20 Eylül 1987 de yapılan bir törenle Alparslan TÜRKEŞ Milliyetçi Çalışma Partisi ( MÇP ) ne katılır. 4 Ekim 1987 günü yapılan kongrede 210 delegenin hepsinin oyunu alarak Parti Genel Başkanlığına seçilir.
  20 Ekim 1991 genel seçiminde Alparslan TÜRKEŞ Yozgat Milletvekili olarak Meclise girer.
   24 Ocak 1993 tarihinde toplanan 4. Olağan kongresi ile MÇP’ nin adı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak  ve amblemi yine üç hilal olarak değiştirilir.  Başbuğu ittifakla yine Parti Genel Başkanlığına seçilir.
  9 Ekim 1994 de yapılan MHP’ nin olağan kongresinde Alparslan TÜRKEŞ yine Parti Genel Başkanlığına seçilir.
   24 Aralık 1995 de yapılan Milletvekili seçimlerinde Türkiye çapında % 8.18 oy almasına rağmen çarpık seçim sistemi sayesinde Alparslan TÜRKEŞ meclis dışı kalmıştır. 5 Ağustos 1965 tarihinde getirildiği Genel Başkanlık görevini tam 30 yıl ÜLKÜCÜLERİN liderliğini yapmıştır.
  Hükümette iken, muhalefette iken ve hatta meclis dışında kaldığında bile Türkiye için çok önemli görevler yapmış, 1995 seçimlerinde Meclis dışı kalmış olmasına rağmen  meclis çatısı altındaki değişik parti ve liderlerinden saygı görmüş, gerektiğinde fikir danışılmıştır, ülke demokrasisine katkıda bulunmuştur.
    TÜRK DEVLETLERİ VE DOSTLUK, KARDEŞLİK VE İŞ BİRLİĞİ KURULTAYI   
   İlk olarak 1992 yılında yapılan Türk Devlet ve Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı’nın fikir babası ve düzenleyicisi olan Alparslan TÜRKEŞ; kurultayların sürekli olarak yapılması kararının ardından , Türk devlet ve topluluklarının belli aralıklarla toplanması organizasyonunu ve değişik komisyon çalışmalarını sürdüren “Türk Kurultayının uygulayıcısı TÜDAV vakfının kurucu üyesi olarak  yüklendiği vakıf başkanlığı görevini hakkın rahmetine kavuşuncaya kadar aktif olarak devam ettirmiştir. Yapılan bu Türk kurultayların maddi giderlerini Türkeş kendisi karşılamıştır. Devlet bu kurultaylara maddi katkı yapmamıştır. Ama o tarihte kim Başbakan veya Cumhurbaşkanı ise gelip konuşma yapmıştır.
  Hakkın rahmetine kavuştuktan sonra ilk yapılan  TÜDAV toplantısında çok duygulu anlar yaşanmıştır. Konferans salonuna asılan gözü yaşlı bir Bozkurt  pankartı o kurultayın matemini çok güzel anlatmıştır. Konuşmacıların hepsi, Alparslan TÜRKEŞ’ e rahmet ve geride kalan Ülkücülerine baş sağlığı dilemiştir. 
  ÖLÜMÜ 
 Evet o gün o kara, kapkara gün geldi çattı. 1997’nin 4 Nisan akşam haberlerinden biraz sonra bir alt yazı geçmeye başladı “ Kalp krizi geçiren Alparslan TÜRKEŞ hastaneye kaldırıldı” bir den kan beynime sıçradı bende öleceğim sandın hiç konuşamadım, öylece kaldım. Eşim bana bakıyor ben ona bakıyordum. Ağlamak ayıp değil ama yine de çocukların yanından ayrıldım başka odaya geçtim, ağlamak için. İki gün dışarı çıkamadım, nedendir bilmiyorum. Belki de ölümünü kabullenemediğim için. Birisi başın sağ olsun derse ne yapardım  bilemiyorum. 
  Gitmeliydim. Başbuğumu son yolculuğuna uğurlamaya gitmeliydim. İzin almam lazımdı Baştabibimiz Dr. Albay Mehmet Yıldız’a ne diyecektim. Ben bir askerdim nasıl derdim “Başbuğumu son yolculuğuna uğurlamaya gideceğim,” diye. Diyemedim, ben de hiçbir şey söylemeden çektim gittim.
  Evet Ankara ağlıyordu , yer ağlıyordu, gök ağlıyordu, insanlar ağlıyordu. Mahşeri bir kalabalık vardı her yerden insanlar gelmişti son yolculuk için, Adana’dan Mersin’den Trabzon’dan, Yozgat’tan Kayseri’den Almanya’dan, Avustralya’dan insanlar gelmişti. Sabahın 08:30’dan, 20:30’a kadar hiç oturmadan, hiç dinlenmeden, cenazenin peşinden gittik ama hiç yorulduğumu hissetmiyordum.
  İnsanlar haykırıyordu sürekli “Başbuğlar ölmez, Başbuğlar ölmez” 
   Herkes ölümü tadacak Başbuğlar da ölür ama onların idealleri, düşünceleri ebediyen yaşayacak. Sadece O son Başbuğu; başka Başbuğu olmayacak. Bütün dünya Türklerinin başı sağ olsun. Sen rahat uyu başbuğum ideallerin, düşüncelerin yaşatılacak. 
    Sevgili okuyucularım nedendir bilemiyorum ama hala bazı anlarda duygularımı bastıramıyorum. Bu yazıyı hazırlarken bir çok kez gözlerim yaşardı bilgisayarın tuşlarını göremez olduğum  anlar yaşadım.
  Türkiye ve Dünyada bütün gazeteler sanki o günü yas ilan etti. Benim çok sevdiğim Ahmet Kabaklı Hocam şöyle diyor; yeğenim Servet Kabaklı Ural dan aradı “Ne yazacaksın Amca diye” “ Bir satır bile yazmaya  gücüm yok servet” dedim diyordu.
  Hürriyet’ in köşe yazarı Ertuğrul  Özkök  diyor ki, “ çok değil on hatta beş yıl önce birileri çıkıp bir gün Alparslan TÜRKEŞ’i öveceğimi söyleseydi herhalde tepkim şu olurdu: “sen kafayı mı yedin derdim.” Sonra anladım;  “Açık samimi, heyecanlarına teslim olmayan, sesini yükseltmeye ihtiyaç duymayan bir lider tanıdım. Onun nasıl olup da tarihsel derinliği olan bir siyasi hareketi yıllarca muazzam bir karizmayla yönetilebildiğini işte geçde olsa böylece anladım.” diyordu
  Ertuğrul Bey gibi nice yazarlar, nice ön yargılı yazarlar geç de olsa onu anladılar bazıları yinede anlamadılar. Alparslan TÜRKEŞ ve düşüncesi değişti dediler. Aslında çok iyi anlamışlardı ama daha önce hep kötü dedikleri kişiye iyi olduğunu söylemek gururlarına yediremedikleri için Türkeş’in ve düşüncelerinin değiştiğini söylemeyi daha kolay buldular. Hatta onu görmezden gelmek en kolay yoldu. Sayın Hürriyet’ in  yazarı Oktay Ekşi, Başbuğu görmezden gelen sadece siz değildiniz. Size yine de teşekkür ederim. Bunu söyleyebilme cesaretini bari gösterebildiniz. Başkaları onu da yapamamışlardı.
TÜRKEŞ’ İN 27 MAYIS-13 KASIM-21 MAYIS VE GERÇEKLER KİTABINDAN
   “Ben kendimi bildim ve dünyayı anlamaya başladığım günden beri, Türk Milletini her türlü tutsaklıktan ve sömürülmekten kurtulması ve korunması için mücadele ettim. Bundan sonrada hayatımı milletimin güçlenmesi ve refahı, mutluluğu için aynı gayeler uğruna harcayarak bitireceğim. Bugüne kadar bitmez tükenmez entrikalar ve iftiralarla karşılaştım. Tam yetki ve söz sahibi olarak hiçbir zaman iktidarda bulunmamış bir vatandaş sıfatıyla, şahsıma karşı uydurulmuş asılsız şeylerin sebebini anlamak bir bakıma çok kolay olmaktadır. Buda benim düşünce ve planlarımı milletimin yüzde yüz yararına olan şeyler olduğunu göstermektedir. 
     Çirkin ve aşağılık oyunlar sürüp gittiği ve gideceğini biliyorum. Fakat biz asla aynı usullere baş vurmayacağız. Silahlarımız daima gerçeğe bağlılık ve saygı olacaktır.” 
Alparslan TÜRKEŞ
    BAŞARI KOLAY DEĞİLDİR.
  Ülkücülere Hiçbir zaman işlerinin kolay olduğunu söylememiştir. Onlara her fırsatta şöyle hitap etmiştir: 
“ Ben sizlere kolay bir başarı vaat etmiyorum. Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda  karşımıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engeller  çıkacaktır. Bu çetin yola dayana bilecekler bizimle gelsin. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar. Gerçekten   inananlar kafilemize katılsınlar.” Alparslan TÜRKEŞ
ÜLKÜCÜ HAREKET
  “Bu hareketi sırtladık, hedefe doğru yürüyoruz. Bana bu şerefi verenlere teşekkür ederim. Düşüncelerimizden taviz vermeden sapmadan yürüyoruz. Eğilmeden eskisinden daha hızlı hedefe koşuyoruz. Bizler, geçici ikballere, menfaatlere  yenilmedik. İnanmış kişiler yenilmez.” Alparslan TÜRKEŞ
    MİLLYETÇİ MÜCADELE
  “Mevcut durumları muhafaza etmeyi hayatlarının tek gayesi edinmiş kimselerin bize katılacağını sanmıyoruz. Karşımıza hain ve kötü kalpli olanlardan ziyade, fikren tembel olanlarla mevcut düzenin bekasında menfaatleri olan kimseler daha çok çıkacaktır. Onlar yanıyorlar.” Alparslan TÜRKEŞ
TÜRKEŞ’İN  İLİMCİLİK FİKRİ
  “Bizim Türk Milliyetçileri olarak davamız, Türk Milleti’nin varlığını yüceltmek ve ebediyen devam ettirmek davasıdır. Bu fikrin, bu davanın üstünde başka hiçbir fikir, başka hiçbir dava yer alamaz. Türk Milleti’nin varlığını korumak yükseltmek, onu ebediyen devam ettirmek fikrine hizmet etmeyen hiçbir davranış , hiçbir hareket Türk milleti için meşru sayılamaz”. Alparslan TÜRKEŞ 
TÜRKEŞ’İN AHLAKÇILIK FİKRİ
   Vazifemiz,“Allah hiçbir nefse taşıyamayacağı yükü yüklemez. İnancı içinde çalışan, yürüyen bu insanların inançları ile alay etmek değildir. Onların yükünü omuzlamaktır. Onların haklarını çalanlara, onların rızklarına, emeklerine el uzatanlarla mücadeledir.   Türk Milleti bu yolda bir çok örnekler vermiştir. İnsanlığa önderlik etmiştir. Bugün yine milletimin ve aynı zamanda insanlığın mutluluk tohumları bu topraklarda gizlidir. 
 Alparslan TÜRKEŞ 
BİZ IRKÇI DEĞİLİZ.
  “Bazı ithamların altında bulunuyoruz. Biz ırkçı değiliz. Fakat biz dünyanın değil kainatın neresinde bir Türk varsa onunla                                                                                                                                                                                    ilgilenmeyi, ona sevgi göstermeyi görev sayıyoruz....... Bunun için bütün Türklerle ilgileniyoruz. Fakat burada bir prensip koyuyoruz. Türkiye dışındaki Türklerle ilgilenirken, Türkiye ye en  ufak bir tehlike gelmemelidir. Her şey Mirleşmiş Milletler yasasına göre yürütülmelidir diyoruz.” 
                                          Alparslan TÜRKEŞ
  Ülkücü gençliğe çok önem verirdi, bu memleketin kurtuluşu onlarla olacağına, onlar gibi imanlı, vatanını seven, milletini , bayrağını
seven insanların olması Başbuğu’yu her zamana mutlu etmişti.  Ülkücü gençliği Türk Bayrağına benzetirdi. Derdi ki : “Nasıl Ay yıldızlı bayrağımızın üzerinde toz bile bulunmasını istemezsek, Ülkücü Gençlik de öyle dürüst, öyle temiz olmalıdır.” derdi ki. Türk Gençliğinin cahil, değil bilgeliğe, kıskançlığa değil, hoşgörüye, nefrete değil, sevgiye davet etmiştir ömrünün sonuna kadar. Alparslan Türkeş, çocukluğunda Kıbrıs’tan ayrılmasını şöyle anlatır  Türk Milletine daha iyi hizmet için Türkiye’ye gelmesinin şart olduğunu söylerdi. Kıbrıs’ın durumuna da çok üzülürdü tıpkı bağımsızlıklarına kavuşmadan önceki Rusya’nın esaretinde olan Türk kardeşlerimize üzüldüğü gibi. Hayatının çoğunu demiyorum, hayatının Türklerin bağımsızlığı ve Türk Milletinin refahı için mücadele ederek geçirmiştir.
ÜLKÜCÜLER MİLLETİN     AYDILIK YARINLARIDIR.
  “Ülkücü gençler olarak eğitim görüyorsanız eğitimde en ileri olmayı, en önde olmayı, örnek insan olmayı kendinize gaye edinmelisiniz.
  Çalışma hayatındaysanız, mesleğinizde, çalıştığınız yerlerde dürüstlüğünüzle, yüksek ahlakınızla, ülkücü ve imanlı tavırlarınızla kendi iş alanlarınızda örnek olmalısınız.”
                                       Alparslan TÜRKEŞ
EN BÜYÜK BAŞBUĞ DENMESİNİ    SEVMEZDİ:
  “Bana karşı, asil yüreğinizle, asil sevginizi gösteriyorsunuz. Bu bana güç veriyor, beni mutlu ediyor. Ama bu sevgiyi gösterirken, bazılarınız “ En büyük Başbuğ” diyor. Bu yanlış bir şeydir. Böyle söz söylemeyin. En büyük olan Allah tır Allahuekber önemli bir söz dür. Allah ekberdir, büyüktür.  Anlamına gelir bunu unutmayın.” Alparslan TÜRKEŞ
     MİLLİYETÇİ MÜCADELE
  “Türkiye’nin yükselişi dışarıdan ithal edilen
 fikirlerle olmaz. Hiçbir yabancı, Türk Milletinin menfaatlerini, Türk Milletinin kendisi kadar düşünemez” Alparslan ÜRKEŞ
  “Biz Türk Milliyetçileri, Hıra Dağı kadar Müslüman’dırlar. Tanrı Dağı kadar Türk’türler. Türk milliyetçileri, emperyalizmin her çeşidine karşıdırlar. Bunun için hür yaşamayı, doğruluğu, millet varlığını temsil eden Bozkurtçuluğu kutsal saymaktayız. Kim ne derse desin....Biz Bozkurtlarız, Bozkurtçuyuz ve Bozkurtlar ordusuyuz.” 
                                          Alparslan TÜRKEŞ
  “Milliyetçi fikirleri, bütün Türk milletine  Türk gençliğine yayacaksınız. Size bir meşale veriyorum, bununla herkese bu yolu göstereceksiniz.  Elinizdeki bu meşale ile her şeyi değerlendireceksiniz.  Bakacaksınız herhangi bir hareket, söz, fikrinize ,Türklüğe uygunsa  onu alacaksınız. Zarar veriyorsa onu  sileceksiniz. Türk milliyetçileri olarak büyük bir mücadele içindeyiz. Büyük bir hareketi başlatmış bulunuyoruz. Davamız kutsaldır. En büyük davayı savunuyoruz. Herkesten büyük ve kuvvetlisiniz. Bu güne kadar Bozkurtlar, 9 ışıkçı Türk milliyetçisi olarak siz,Türk milletine en büyük hizmeti yaptınız. Bunu hiç bir zaman unutmayınız.”                                        
                                          Alparslan TÜRKEŞ
 
  “Ülkücülüğümüz nedir? Ülkücülüğümüz;  Türk milletini en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak. Mutlu müreffeh hale getirmek. Bağımsız , hür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır.”   Alparslan TÜRKEŞ
  
    HER ŞEY TÜRK’E GÖRE, TÜRK İÇİN VE TÜRK TARAFINDAN.                                                                      
                                          Alparslan TÜRKEŞ
  “Ülkücü Bozkurtlar : Ödeviniz iktidar olmak , amacınız yüz milyonluk kalkınmış Türkiye’yi kurmaktır. Hepinizi bu kutsal davaya çağırıyorum. Yaşasın Büyük Türklük Ülküsü. Yaşasın Ülkücü Türk Gençliği.”
                                           Alparslan TÜRKEŞ
İlgili Galeriler
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×