BAHÇELİ   BU DEVLET TÜRKLERİNDİR VE ÖYLE KALACAKTIR

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Milli değerleri koru ve yaşat” konulu açık hava toplantılarının ilkini Bursa’da gerçekleştirdi. İmralı süreciyle birlikte Diyarbakır’daki nevruz kutlamalarını eleştiren Bahçeli, “Meydanlarda bağımsızlığını kazanmış Türkiye, masada paylaşılmak isteniyor. Yurdumuz hainlerin ellerine bırakılmanın son noktasındadır. Dün kovduklarımız bugün başımıza üşüştü” dedi. Bölünme kampanyalarının bir kez daha sahneye çıktığını vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

 



Bebek katili barış elçisi

 



 “942 yıl önceki Malazgirt Destanı’nın hesabını soruyorlar. 91 yıl önce Sakarya’da durdurulan düşmanlıklar karşımıza dikildi. Türk milleti kuşatılmış ve milli değerlerimiz hedef yapılmıştır.  Etnik bölünmeyi amaçlayan terör örgütü, İmralı canisini barış elçisi olarak göstermiştir. Türkiye’nin üniter yapısı hedef alınmış, Türk milleti AKP belası ile sarsılmıştır. Tek millet, tek devlet, tek dil, tek bayrak ve tek vatan AKP’nin bölücü politikaları ve uygulamaları sonucunda yıpratılmıştır. AKP yönetimi altındaki Türkiye’de “Türk” olmak suçtur. Türk milleti suçtur, Türk bayrağı tahriktir, Türk milliyetçiliği ayaklar altındadır. Buna karşılık PKK baş tacıdır. İmralı canisi ezberleri bozan, umutları yeşerten iyilik meleğidir. Hiç kimse hayale kapılıp yanlış hesap yapmasın.  Ötüken ruhu hainlere geçit vermeyecektir.” Bahçeli, şöyle devam etti:

 



Neler vaat ettin açıkla

 



 “Türk milleti çözüm süreci ile çöküşe götürülüyor. PKK aradığı fırsatları AKP’nin kurduğu masada bulmuştur. PKK silah bırakıp, emniyetli şekilde sınır dışına çıkacakmış. Türk milleti yalanlarla oyalanıyor. Sınır dışında yuvalanmış teröristler nasıl ülke dışına çıkarılacakmış, PKK’nın silah bırakması nasıl mümkün olacak. Başbakan PKK’ya neleri vaat ettiğini açıklayamıyor. İmralı canisine hangi sözleri, hangi umutları verdiniz. İmralı canisinin serbest kalması çözüm müdür. ” 

 

PKK’lılar dışarıda komutanlar içeride

 

Partisince düzenlenen mitinge katılmak için kente gelen MHP Gerel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, Bursa-İnegöl karayolu Turanköy mevkisindeki bir akaryakıt istasyonunda partililer karşıladı. Partilileri selamlayan Bahçeli, bir süre dinlenmek üzere Çekirge semtindeki otele geçti. Bahçeli, daha sonra Osmangazi ve Orhangazi’nin Tophane’deki türbelerini ziyaret etti. Türbelerin bulunduğu bölümdeki şehitlikte de dua eden Bahçeli, buradan mitingin düzenleneceği kent meydanına gitti. Meydanda toplanan binlerce kişiye hitap eden MHP lideri, Genelkurmay başkanlarının “terörist olmakla” itham edildiğini, gerçek teröristlerin muhatap alındığını savundu. Bahçeli, “Genelkurmay başkanları canlı bombalarla yatıp kalksalardı, Habur’dan girselerdi, Kandil’de eğitim verselerdi ve Barzani’nin himayesinde olsalardı her işleri rast giderdi. Yollara mayın döşeselerdi, mesajları alınıp verilir müzakere masasının baş köşesine konulurlardı” dedi. Bahçeli, şöyle konuştu:

 “PKK dışarıda TSK içeride. TSK mahkum ve müebbetlik, PKK serbest ve güvencede. Sözde darbe davalarına atfen yöneltilen iddiaların en başında hükümeti devirmek suçlaması gelmiştir. Başbakan ve partisi suçlu ve suçsuz ayrımına gitmeden önemli sayıdaki askerleri zan altında bırakmış darbe yapmakla itham etmiştir. Herkes elini vicdanına koymalı. Hükümeti yıkmak isteyenler kötüdür de devleti ve milleti yıkmak isteyenler mi iyidir.” 

 

Selcan Taşçı’nın Bursa notları

 

Engelleri aştılar meydanlardan taştılar

 

MHP’nin Milli Değerleri Koru ve Yaşat mitinglerinin ilkine ulaşmak, engelli bir koşuyu zaferle tamamlamak gibiydi. Sabah erken saatlerden itibaren Bursa’ya feribotla geçmek isteyenler türlü bahanelerle bekletildi, uzun süre sefer yapılmadı, Trakya ve İstanbul’un çeşitli noktalarından hareket eden çok sayıda otobüs alana ya gecikmeyle gelebildi, ya da yetişemeyeceğini anlayınca geri dönmek zorunda kaldı. Buna rağmen MHP Bursa İl Başkanı Hasan Toptaş’ın 100 bin kişi kapasiteli olduğunu söyledi Kent Meydanı tıklım tıklımdı. Açık hava toplantılarında ‘profesyonel göz boyama teknikleri’ne başvurmayı bir türlü beceremeyen(!) MHP’liler safları öyle sıklaştırmışlardı ki, alanda nefes almak mümkün değildi.Bu balık istifi dizilimle alandaki sayının 100 bini bir hayli geçtiğini tahmin etmek zor değil. Nitekim miting sonrası açıklanan sayı 350 bindi. Kent Meydanına bağlanan cadde ve sokaklarda insan seliydi. Sadece Bursa’dan değil, plakalardan ve konuştuğum insanlardan anladığım kadarıyla Mersin’den Yozgat’a, Tekirdağ’dan Balıkesir’e, İstanbul’dan Ankara’ya Türkiye’nin dört bir yanından insanlar ‘kuruluş’ ruhunu canlandırmak üzere şehre akın etmişti. Katılımın yüzde 90’dan fazlası MHP’liler, ülkücüler tarafından sağlanmıştı ama alanda yer yer CHP’liler de vardı, ‘ben daha oyumu nasıl AKP’ye vereyim kızım’ diyen ‘ellerim kırılsaydı’ pişmanlığında AKP’liler, BBP’liler de vardı. ‘Neden buradasınız’ diye sordum ‘Memleket meselesi’ oldu ortak cevapları. 

25 binden fazla bayrak ve afiş harcayarak bir gün önceden ‘gelin’ gibi süslemiş MHP İl Başkanlığı Kent Meydanı’nı; ancak gece yağan şiddetli yağmur ve fırtına yerle bir etmiş bütün emeklerini. Hava koşulları katılım konusunda da soru işaretlerine neden olmuş gibiydi. Ama Devlet Bahçeli miting alanına girdiğinde ortaya çıkan tablo insanların yağmura, çamura, soğuğa bakmadan yollara döküldüğünü gösterdi. Başta MHP Başkanlık Divanı üyeleri ve milletvekilleri hemen herkesin alana ‘aileleriyle’ gelmiş olması dikkat çekiciydi; kimi çocuklarını, kimi ana babasını, kimi eşini dostunu toplayıp gelmişti. Oktay Vural, Zühal Topçu, Semih Yalçın, Sadir Durmaz, İsmet Büyükataman, Necati Özensoy, Şenol Bal, Meral Akşener, Şefkat Çetin, Osman Durmuş, Mehmet Şandır, Yusuf Halaçoğlu, Mevlüt Karakaya kalabalıkta ilk bakışta gözüme ilişen isimlerdi. Hepsi coşkuluydu. ‘Bu maya tuttu’ diyorlardı. Bahsettikleri katlanarak çoğalan, ayaklanan bir toplumsal muhalefetin mayasıydı.

21 Mart’ta Diyarbakır’ın sahne olduğu kalkışmadan sonra kameralarını çevirmeseler, Türkiye’ye göstermeseler de herkesin gözü MHP’lilerdeydi. Sadece nicelik değil nitelik olarak da güçlü bir resim verdi MHP. Kitle çok diriydi. O kadar ki MHP liderinin konuşmasının büyük bölümü karşılıklı diyalog hallindeydi. Yüzbinlerce insan bir an olsun susmadı, her cümleyi dikkatle dinleyip, ona göre tepki geliştirdi. Meydanın ‘kopma’ anı şüphesiz Bahçeli’nin ‘Vur de vuralım öl de ölelim’ diye haykıran meydana ‘Onun da zamanı gelecek’ diyerek verdiği işaretti. 

Bahçeli, metin olarak farklı zamanlarda belki daha iddialı metinlerle de çıkmıştı kamuoyunun karşısına ama bu konuşmayı yaparken alana yaydığı inanç, kararlılık ‘başka’ydı. Konuşmayı özetlemek gerekirse ‘Bu devlet Türk’ün ve Türk’ün kalacak’dedi Bahçeli ve ‘Biz bunun için NE GEREKİRSE yapacağız’.  

Bu çapta bir organizasyona basının ilgisizliği de ilginçti. Alanda yazılı basını temsilen Ankara’dan gelen parlamento muhabirleri vardı ama televizyon kanallarının kameraları kayıptı. Bu arada halkın PKK’yı siyasallaştırmak ve meşrulaştırmak üzere medya eliyle yürütülen psikolojik operasyonu kavradığını gösteren çok önemli bir ayrıntı vardı meydanda;

Kalabalık, Bahçeli konuşmasının selamlama kısmında ‘Değerli Basın Mensupları’dediği sırada bütün alanda dakikalarca yankılanan bir ‘yuuuuuh’la karşılık verdi.

Böyle organizasyonlar risklidir her zaman;

Mesajın doğru verilememesi ve mesajın doğru alınamaması riski vardır. Hesaplanan etkiyi yapmaması halinde inanç, heyecan kaybına yol açar.

Dün miting sona erdikten sonra, ellerindeki bayrakları sallayarak, marşlar söylerek dağıldı insanlar; ve esnafın, mitinge gelemeyen Bursalıların verdiği karşılık neydi biliyor musunuz;

Alkışlar! 

Hem de elleri patlayana kadar!




yeniçağgazetesi
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×