BAHÇELİDEN TOPLUMSAL TRAVMA UYARISI

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya'da katıldığı Akademisyenler Çalıştayı'nda toplumsal travma uyarısında bulunarak tabanda yaşanan ani değişimlerin milletlerin bünyelerinde ciddi tahribata yol açacağını söyledi.
Antalya'nın Manavgat ilçesinde bulunan Sueno Otel'de Milliyetçi Hareket Partisi tarafından Akademisyenler Çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Genel Başkan Yardımcısı Cihan Paçacı, Antalya milletvekilleri Mehmet Günal, Yusuf Ziya İrbeç, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Harun Öztürk ve çeşitli üniversitelerden bin 200'e yakın akademisyen katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan çalıştayın açılışında bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletin; bir arada yaşamış ve yaşamayı hedeflemiş insanların dil ve kültür etrafında asırlarca oluşturdukları müşterekler üzerinde şekillenmiş teşkilatlı ve güçlü toplulukların beraberliği demek olduğunu ifade ederek, "Her millet gibi bizim milletimiz de geride kalan bin yıl içinde bir arada yaşayabilmenin doğal ve zorunlu sonucu olarak toplumsal kurumlar geliştirmiştir.
Aile, ekonomi, inanç, siyaset, eğitim kurumları binlerce yılın kaynaşması ve ihtiyaçlarından doğmuş ve bireysel ve toplumsal talepleri karşılayarak bugünlere gelmiştir. Toplumsal yapı ise, kendini oluşturan kurumların toplamını da aşan, kültürel unsurlarla şekillenen kendine has bir bütündür" dedi.
Siyaseti toplumsal kurum olarak bir sonucun ifadesi, hem de toplumun ihtiyaçlarını karşılama yönünde kurumların ahengini sağlamakla görevli bir başlangıcın tanımı olarak görmek gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Bu itibarla bir toplumu değiştirmek isteyenlerin başvurduğu en kestirme ve yapay yol, önce toplumsal kurumları değiştirmekten geçmektedir. Bunun en kısa şekli ise ya bir savaş mağlubiyetinin teslimiyeti ile mümkün olacaktır ya da devrim denilen kökten ve ani dönüşümlerle gerçekleşecektir. Uzun ve
dengeli bir yükseliş ise sosyolojik süreçlerin demokrasi içinde hızlandırılması ile mümkün olabilecektir" şeklinde konuştu.

"TOPLUMDA TRAVMALAR OLUŞUR"
Demokratik rejimlerde köklü dönüşümlerin toplumsal tahribatlara yol açacağını ve ağır bireysel ve toplumsal kimlik ve kişilik travmaları oluşturacağını ifade eden Bahçeli, "Bu bizim tarihimizde de rastlanan bir durumdur ve başarılı oldukları tartışmaya açıktır. Bir toplumsal kurumun değişmesi veya ılımlı bir yolla yenisi ile mübadele edilmesiyle o toplum eski ihtiyaçlarını yeni araç ve kurumlarla da karşılayabiliyorsa mesele yoktur. Yeni kurumlar topluma tutunmuş demektir. Nitekim demokrasi artık
milletimizin sahip çıktığı bir temel değer olarak siyaset kurumunun varlık nedeni haline gelmiştir. Ancak, eskinin yerine konulurken doku uyuşmazlığı yaşanıyorsa toplumsal bünyenin rahatsızlık göstermesi ve hatta reddetmesi kaçınılmaz bir hayat gerçeğidir" şeklinde konuştu.
"Toplumsal taleplerin çok ötesinde kurumsal zorlamalara müracaat edenlerin, toplumu kazanmadan dayatmalara başvuranların veya toptan eski kurumu yıkarak yeni olduğunu zannettiklerini eski topluma zorlayanların başarısızlıklarına tarih şahittir. Ne var ki, toplumsal kurumları ortadan kaldırarak yerine yenilerini koymaya çalışanlar kadar, mevcut yapıları özürlü siyaset algıları ile kötü yönetimleri ile tahrip edenler de aynı çıkmaz yolun yolcularıdır. Tıpkı devrimlerle toplumu değiştireceklerini sananlar
kadar zarar vericidirler. Yaşanan her toplumsal yozlaşmayı elbette ki bir iktidar gücüne bağlamak veya tek bir hükümet dönemine atfetmek doğru ve hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacaktır" diye konuşan Devlet Bahçeli, toplumsal kurumları onarmak ve toplum taleplerine cevap vermek için sekiz yılı aşan tek başına iktidar gücünün de önemli olduğunu ve kaybedilen bu zamanın mutlaka sorgulanması gerektiğini vurguladı.

"AİLE KURUMU GİDEREK ZAYIFLIYOR"
Temel bir toplumsal kurum olan ailenin sorunları olduğunun net bir şekilde belli olduğunun altını çizen Bahçeli, "Aile kavramının zayıflamaya yüz tuttuğu bilinmektedir. AKP iktidarının üç çocuk tavsiyesi dışında aileyi koruyucu hiçbir tedbir almadığı da bir gerçektir. Kaybolan, istismar edilen, çalıştırılan, dilendirilen, organları alınan, şiddete maruz kalan çocukların varlığı, bu kurumun üzerindeki ağır tahribatın eseridir. Kadınların sorunları da çocukların sorunlarından az, çektikleri sıkıntılardan
eksik değildir. Aile maalesef ahlaki yozlaşmanın kaynağı haline gelmiştir" dedi.

"DİN ÜZERİNDEN İSTİSMAR SÜRÜYOR"
Üzerinde yapılan ağır siyasi istismar yüzünden din kurumunun yıpratıldığına işaret eden Devlet Bahçeli, "Üzerinde tartışmaların yapıldığı laiklik de bu yıpranmadan payını almakta, devleti ve toplumu ayakta tutan yapı taşları yerinden oynamaktadır" dedi.
Milli heyecan ve beklentilerden uzak, kimliksiz ve yetersiz bir eğitim sisteminin de ülkemizin gerçeği olduğunu altını çizen Bahçeli, "Bu yapısal kusurlarına bir de yönetim ve etik sorunları eklenince eğitim sistemi AK Parti zihniyetinin emrinde, geleceğin Türkiye'sini inşa edecek beşeri kaynakları yetiştirmekten çok uzak kalmıştır" şeklinde konuştu.
Ekonominin ülke gerçeklerinden, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak bir anlayışla adaletli bir bölüşümü, refahı ve kalkınmayı bir türlü sağlayamadığına işaret eden Bahçeli, "AK Parti ile geçen sekiz yılda ise bu kaykMALAR OLUŞUR"
Demokratik rıplar artarak büyümüş, kaynaklar elden çıkarılmış, yoksulluk artmış, üretimden çok tüketim, kazançtan çok harcama, tasarruftan çok borçlanma eksenli bir anlayış önce bireyi ve ardından toplumu yozlaştırmıştır" diye konuştu.

"SİYASET ÇÖZÜM ÜRETEMİYOR"
Yaşanan bu sorunlara karşı siyasetin de çözüm üretmekten uzak olduğunu, kısır çekişmelere odaklandığını, dayatmacı anlayışını hakim kılmaya çalışan ve en önemlisi kendisinde tecelli eden toplumsal ittifaka ve millet yapısına zarar verir hale geldiğini ifade eden Bahçeli, "AK Parti zihniyetinin gerilimden medet uman, her türü istismarı siyaset adına yapmayı mubah gören, milletin sosyolojik süreçlerini alt üst eden tahripkar gafleti, ihanete varan uygulamaları ve geçmişle bağlantılı nefreti bugün
karşımızdaki karanlık ve vahim tabloyu çıkarmıştır. Bir toplumsal ihtiyaç ve kararlardan doğmuş yapı olan devletin toplum hayatında sahip olduğu üç önemli hak; yasama yapabilme, yürütmede bulunma, yargılama hakları ve bunları icra eden müesseseler arasındaki gerilimler AK Parti iktidarları döneminde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Toplumsal kurumların birbiri ile olan bağı ve ilişkileri ister istemez benzerlik gösterecek, tıpkı birleşik kaplardaki sıvılar gibi toplumsal değerlerde oluşabilecek boşluklar diğer değerleri de aşağı çekecektir. Bu itibarla ailenin zarar gördüğü bir ülkenin kalkınmış olması mümkün olamayacağı gibi, eğitiminin kötü olduğu bir ülkenin kalkınması da söz konusu olmayacaktır. Veya siyaset kurumunun yozlaştığı bir ülkenin gelişmiş, kalkınmış ve
eğitilmiş olması düşünülemeyecektir. Üstelik bu tarihi toplumsal yapının kendisini oluşturan bütün kurumların ve unsurların toplamını da aşan ve milli dil ile şekillenen kültürü tahrip olurken hedeflerin tutturulması bir yana, ayakta kalması bile zor olacaktır. Bugün karşımızdaki tehlikelerin temeli ve özeti bunlardır."

"7 K'LI TAHRİBAT ZİNCİRİ"
Tarihin derinliklerinden gelerek toplumsal taleplere göre şekillenmiş toplumsal kurumların ve oluşmuş yapının alt üst olduğunu savunan Bahçeli, "Burada dikkat edilmesi gereken husus, her değişimin gelişme olup olmadığıdır ve değişim hızının toplumu değişim arzusu ile destekleyip desteklemediği konusudur. Aksi halde bütün iyi ve güzel fikir olarak çıkılan yoldaki arayışlar ve yanılgılar hüsranla sonuçlanacağı ve macera kalacağı gibi, toplumsal seviye ise başladığı noktadan gerilerde bir hizaya düşme
tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Bütün bu tespitlerimizi seçim yılı içinde bulunduğumuzdan dolayı muhataplarına bir kez daha hatırlatmayı görev sayıyoruz.
Zira yaşadığımız sancılar mutlaka olması gereken toplumsal değişim arzusundan ziyade, kötü bir yönetimin neden olduğu 'kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlık'tan oluşan 7-K'lı tahribat zinciridir. Bu yönetim değişmeden, mevcut iktidar gitmeden, toplumsal beklentilerin cevap bulması, milli vicdanların rahata ermesi mümkün değildir. Türkiye'nin kötü yönetilmesi bir sonuçtur ve müsebbipler hali hazırda görevleri başındadır. Ülkemizin normallekMALAR OLUŞUR"
Demokratik rşmesi ve millet olarak özgüvenimizi tekrar kazanmamız için demokratik yollardan siyasi iradenin el değiştirmesi ve yenilenmesi zorunlu bir hale gelmiştir. İnancım odur ki, büyük Türk milleti elbette kendi kaderine, yine kendi azim ve iradesiyle sahip çıkacak ve tarihi hükmünü mutlaka en doğru bir şekilde verecektir" açıklamasını yaptı.

"TEHDİTLER ARTIYOR"
Türkiye'nin karşısında çok ciddi iç ve dış güvenlik tehlikeleri ve tehditlerinin gittikçe arttığına işaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu durumu şöyle ifade etti: "Etnik bölünmeyi amaçlayan kanlı terör tırmanmıştır. Siyasi ayrılıkçılık hevesleri hız kazanmıştır. Etnik bölünmeye zemin hazırlayan iç ve dış tahrikler artmıştır. İç huzur, kardeşlik ve dayanışma ruhu yara almıştır. Terör inisiyatif almış, 'eylem, ateşkes, pazarlık ve taviz kopartma' oyunu tekrarlanmıştır. Cumhuriyet'in ilke ve
esasları tartışmaya açılmış, yıkıma anayasal kılıf bulma süreci başlatılmıştır. Kimlikler kaşınarak sistemli tahriklerle kavga ve çatışma ortamı körüklenmiştir. Türkiye'nin milli devlet niteliği ve üniter yapısı hedef alınmıştır. Türk milletinin bin yıllık kardeşliği tehdit altına girmiştir. Milletimiz tarihi "soykırım" yalanları ile mahkum edilmek istenmiştir. Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil ilkeleri sorgulanmakta ve yıkılmak istenmektedir. Etnik temelde bölünme, inanç temelinde
cepheleşme, mezhep temelinde ayrışma, devletin ana ilkeleri temelinde kavga cepheleşmenin unsurları olmuştur. Cumhuriyet'in temelleri, demokratik rejim, milli ve manevi değerlerimiz çatışma ve istismar alanı haline gelmiştir. Toplumsal huzursuzluk, gerginlik ve çatışma alanları genişlemiştir. Kamplaşma ve kutuplaşma süreci hız kazanmıştır. Yıkıcı bir tahribat Türkiye'yi içten içe çürütmektedir. Maalesef Türk milleti, 'ilerici-gerici', 'laik-dindar', 'inançlı-inançsız' ayrımına sürüklenmiştir."

"SOSYAL YAPI BOZULUYOR"
Türkiye'nin güvenliğine yönelen tehditlerin yanı sıra siyasi ve sosyal hayatla ilgili yapısal sorun ve açmazların da had safhaya ulaştığını kaydeden Bahçeli, "Siyasi ve ahlaki çürüme devlet ve toplum yaşantısını sarmıştır. Yozlaşma kültürü her alanda kök salmıştır. Türkiye yolsuzluk ve kanunsuzluklar ülkesi olmuştur. Devlete ve adalete olan güven duygusu zedelenmiştir. Siyaset kurumu kirlenmiş ve toplum nazarında itibar kaybetmiştir. Daha vahimi ise ekonomi derin bir krize sürüklenmiş, milletimiz
yoksulluğa mahkum olmuştur. Hayat pahalılığı, cari açık, dış borçlar, işsizlik, iflaslar, işten çıkarmalar, yoksulluk, yolsuzluk ve kaygılar artmıştır. Dar gelirlimiz, emeklimiz, işçimiz, memurumuz, köylümüz ve çiftçimiz açlık ve çaresizlikle yüz yüze gelmiştir. Yaşanan yokluk ve yoksulluk artık geçici tedbirlerle ve yardımlarla kapatılamayacak boyutlara yükselmiştir. Gelir dağılımındaki bozukluk ve adaletsizlik, çaresizliğe ve gerilime neden olmaktadır. Basit tedbirlerle geçiştirilemeyecek, masum talepler
olarak küçümsenmeyecek derecede önemli olan karşımızdaki bu ağır tehdit; Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede yakından etkileyecek düzeyde bir beka sorununu ortaya çıkarmıştır. Buradan hareketle 'millet ve devlet bekası için güç birliği'ni zorunlu gördük ve bunun için güçlü adımlar attık, milli hamleler yaptık" ifadelerini kaydetti.

"KURUMLAR ETKİ ALTINA ALINDI"
Türkiye'nin AK Parti iktidarında dokuz yıla yaklaşan bir süredir çözümsüzlüğün, çıkmazın, çarpıklığın ve çaresizliğin içine itildiğini ifade eden Bahçeli, "Bu yıllar içinde skandallar filizlenmiş, kavgalar ateşlenmiş, cepheleşmeler yaygınlaştırılmış, milli kimliğin aşağılandığı ve krizlerin vasat bulduğu bir dönem hepimizin gözü önünde cereyan etmiştir. Milletimiz işsizlik bataklığının dibine kadar itilmiştir. Ekonomik yıkım yaygınlaşmış, gelirsizlik her tarafı sarmış ve ne hazindir ki Türkiye küçük
bebeklerin açlıktan öldüğü bir ülke haline gelmiştir. Geçen yıllar içinde toplum şiddet sarmalına girmiş, aile dramları, cinnet ve cinayet vakıaları, tecavüz ve taciz hadiseleri endişe verici bir şekilde artış göstermiştir. Adalet kurumuna olan inanç kalmamış, güçlünün mazlumu ezdiği, zayıfın hakkını alamadığı eşitsiz ve ahlaksız bir düzenin temelleri atılmıştır. 12 Eylül Referandumu'nun öncesinde ve sonrasında yaşananlar, hukukun üstünlüğündeki alaborayı netleştirmiş, üstünlerin hukukunun nasıl olacağını
göstermesi bakımından hepimize bir fikir vermiştir. Kırıp dökülmedik hiçbir taraf kalmamış, baskı ve zulümle tesir ve etki altına alınmadık hiçbir kurum ve sosyal kesim bırakılmamıştır" dedi.
Devlet organlarının son derece tehlikeli gerilim ve çatışma ortamlarına çekildiğini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tartışmaların odağına yerleştirildiğini ve yeni mağduriyet alanları oluşturulması için sinsi bir faaliyet yürütüldüğünü ifade eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi sorumluluk taşıyanların sinirli, asabi bir ruh haliyle herkesle itişmeleri, çekişmeleri ve ihtilafa düşmeleri tehlikeli gelişmelere zemin hazırlamıştır. Nitekim öğrenciler ve işçiler coplanmış, memurlar eziyetlere maruz
kalmıştır. Çiftçi azarlanmış, kulüp taraftarlarıyla kavgaya tutuşulmuştur. AK Parti hükümeti, sözde demokratikleşme projesi adı altında Türk milletinin kardeşliğini bozmak ve birlikte yaşamasını felç etmek için elinden geleni her şeyi yapmıştır. Bu zihniyet tarafından ana dilde eğitim kapıları aralanmış, AK Parti kanalı haline gelen TRT farklı dillerde yayın yapmaya başlamıştır. Milli devlet anlayışımız arkadan hançer üstüne hançer yemiş, kutsallarımız ve milli tezlerimiz ağır bir darbe almıştır. AK Parti
hükümeti peşmergeye 'abi' demiş, Kandil'le iş birliği arayışında olmuş ve model ortaklığı yaptığı gücün taşeronluğunu utanmadan üstlenmiştir. 'Ön alıyoruz, oyun kuruyoruz' diyerek yabancı başkentlerin çekim alanına göz göre göre girilmiş, hiçbir anlam ifade etmeyen komşularla sıfır sorun politikasıyla da vakit ve emek israfına neden olunmuştur" şeklinde konuştu.
AK Parti'nin Türk milletini sekiz yılı aşkın bir zamandır oyaladığını ve meşgul ettiğini ifade eden Bahçeli, "Adeta mültezim gibi milletimizi soymuş, fakirleştirmiş ve takatsiz bırakmıştır. Heba olan yılların arkasından Türk milleti AK Parti'ye kızgınd'ır ve hesaba çekmek için dört gözle sandığı beklemektedir. Bu itibarla önümüzdeki seçimler Türk milleti ve Türkiye için bir kader seçimi olacaktır. Aziz milletimizin tercih ve kararıyla AK Parti hükümetinin taviz ve teslimiyet döngüsü artık son bulacak ve
bu zihniyet için çetin bir hesap verme süreci başlayacaktır" dedi.

"TÜRK MİLLETİ BU BADİREYİ ATLATACAK"
Cumhuriyet döneminin en ağır bunalımlarını yaşayan Türkiye'nin bu bunalım sarmalından çıkacak, bu sorunları aşacak gücü, imkanları ve kaynakları olduğunu söyleyen Devlet Bahçeli, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Uzun tarih yolculuğunda birçok badireyi atlatan Türkiye ve Türk milleti bu karanlık süreçten de çıkmaya muktedirdir. Türk milletinin engin tarih ve kültür mirası, köklü devlet tecrübesi ve geleneği, milli ve manevi değerleri, yüksek ahlak şuuru, demokratik değerlere bağlılığı, genç ve dinamik
nüfus yapısı, her alanda yetişmiş insan hazinesi ve ekonomik kaynakları bu sorunları geride bırakmaya yetecektir. Çok ağır sorunların altında ezilen, çok ciddi tehdit ve tehlikelere maruz bırakılarak karanlık bir uçurumun kenarına sürüklenen Türkiye'nin; ebedi vatanında milli birliğini ve kardeşliğini koruması, gelişmiş, güçlü, huzurlu ve istikrarlı bir toplum olması, insanı odağına alan, adil, akılcı ve demokratik bir devlet düzeni ve temiz ve namuslu bir siyasi yapı kurması ve yoksulluğu, işsizliği
yenmiş, dünya standartlarında üreten, gelirini adil paylaşan, kaynaklarını rasyonel kullanan hakkaniyetli ve istikrarlı bir ekonomik yapı kurması, milli varlığını sürdürebilmesinin asgari şartları olarak karşımızdadır. Bunun için her şeyden önce Türkiye'nin sorunlarına 'Türkiye ve Türk insanı' merkezli bakan ve geleceği Türkçe düşünen ve planlayan, ortak değerler etrafında kucaklaşmayı, sevgi, kardeşlik ve birlikteliği amaçlayan, ilkeli, dürüst, açıklığa ve hesap vermeye dayalı, milletin hizmetinde temiz ve
sorumlu bir siyaset ve yönetim anlayışına ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkemizin bu temel sorunlarını çözüme kavuşturarak Türkiye'yi ayağa kaldırma konusunda azimliyiz. Ve huzurlu, onurlu, güvenli ve aydınlık bir geleceğe taşımak için hazırlıklıyız. Türkiye'nin milli tarih ve kültür bilincinin, varisi olduğu Türk-İslam geleneğinin ve milli değerlerinin rehberliğinde çağı kavrayan ve kuşatan yeni ve büyük atılımların hayata geçirilmesi mecburidir. Başkent Ankara merkezli ve insan odaklı bir aydınlanma dönemi ve
yeni bir milli birlik ve dayanışma ruhuyla Türkiye'nin ayağa kalkacağı topyekun bir onarım, yeniden inşa ve şahlanış süreci başlatılmalıdır" dedi.
Konuşmasının ardından soruları cevaplandıran Bahçeli, Mehmet Haberal'ın MHP'den aday olup olmayacağı şeklindeki soruya, "Gündem değiştirmeye yönelik birtakım haberler bunlar" şeklinde cevap verdi. Bahçeli, CHP ve Kılıçdaroğlu ile alakalı sert açıklamalarının sebebinin sorulması üzerine, "Bunun sebebini herkes biliyor. Kılıçdaroğlu'nun sözlerine bakarsanız bunun sebebini anlarsınız" dedi. Bahçeli, bugüne kadar seçim beyannamesini neden erken açıkladığı sorusuna ise, "MHP her zaman bir adım öndedir. Biz
iktidara yürüdüğümüz için böyle oldu" cevabını verdi. Konuşmaların ardından, toplantı basına kapalı olarak devam etti.



İHA
İlgili Galeriler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×