MHP GRUP TOPLANTISI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa değişikliği konusunda, belirledikleri ilkeler etrafında olmak kaydıyla, uzlaşma ve diyalog arayışlarına her zaman açık olduklarını belirterek, "İşte biz buradayız ve Anayasa değişikliği için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Kimse kaçmasın. Anayasa üzerinden siyasi çıkar gözetmeye kalkmasın" dedi. MHP, yeni yasama döneminin ilk Meclis Grup Toplantısı'nı gerçekleştirdi. MHP Genel Başkanı Bahçeli başkanlığındaki grup toplantısı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Grup toplantısında bir konuşma yapan Bahçeli, referandum sonucundan güç alan AK Parti hükümetinin, fırsattan istifade ederek yeni bir Anayasa değişikliği sürecinin kurdelesini, siyasi bölücülerle kapalı kapılar arkasında görüşerek kestiğini savundu. İmralı canisinin mesajları ve Kandil'in dayatmalarının, Meclis odalarında hükümet üyelerinin ellerine tutuşturulduğunu ileri süren Bahçeli, İçişleri Bakanı'nın alelalece Irak'ı kuzeyine giderek peşmerge reisine yüz sürmesi ve destek ve yardım almak için arayış içine girmesi ve okyanus ötesine yapılan ziyaretlerin, AK Parti'nin gizli gündeminin karanlık bölümlerini birer birer gün ışığına çıkarmaya başladığını savundu. Yeni Anayasa'nın hangi zihniyetle planlandığının, kimlerle görüşülerek uzlaşma ve diyalog mesajları verildiğinin son temaslardan sonra bariz olarak ortaya çıktığını kaydeden Bahçeli, MHP'nin Anayasa hazırlığı konusundaki görüşlerinin belli olduğunu ve bundan önce defalarca dile getirildiğini söyledi. Bahçeli, "Şayet belirlediğimiz ilkeler etrafında olmak kaydıyla, milletimizin menfaatine ve yararına olacaksa, Anayasa yapımı konusunda uzlaşma ve diyalog arayışlarına her zaman açık olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda olmak üzere bölücülüğün demokrasi ve özgürlükle ilişkilendirilmediği, teröristlerin, masum kimlik talebi yapanlar olarak görülmediği, farklılıkların tahrik edilmediği, terör elebaşlarının siyasi aktör olarak muhatap kabul edilmediği, etnik kimliklerin cesaretlendirilmediği, boykotların, sokak eylemlerinin, ana dilde eğitim isteklerinin sıradan talepler olarak görülmediği bir ortamda MHP'nin diyalog çağrılarına bigane kalması düşünülemeyecektir" şeklinde konuştu. MHP'nin daha önce Meclis'te gündeme getirdiği Anayasa değişikliği konusundaki öneriyi hatırlatan Bahçeli, toplanacak bir uzlaşma komisyonunun değişikliği konusunda mutabakata vardığı Anayasa maddeleri üzerinde 'demokratik sözleşme' yaparak kamuoyuna açıklanması ve bu maddelerin yasalaşmasının 2011'de teşekkül edecek 24. dönem TBMM'ye bırakılması gerektiğini kaydetti. Bahçeli, böylelikle anayasa değişikliklerinin gündemden tamamen çıkacağını ve bir çatışma alanı olmaktan uzaklaşacağını bildirdi. Bahçeli şunları kaydetti: "Ancak referandum öncesinde ve hemen sonrasında yeni bir anayasa konusunda iştahlı ve heyecanlı olan AK Parti, şimdi ipe un sermeye başlamıştır. Anlaşılmaktadır ki Anayasa konusu önümüzdeki genel seçim çalışmalarında iktidarın başvuracağı bir istismar alanı olacaktır. Ana muhalefet partisinin de günlük değişen politikaları sonucunda Anayasa değişikliği konusunda nerede durduğu tam belli değildir. Türkiye'nin yeni bir tartışma alanına girmeden, demokratik yollardan ve geniş bir uzlaşma iklimi çerçevesinde gerekli Anayasa değişikliğini yapabilecek iradeyi gösterebilmesi, artık kazınılmaz hale gelmiştir. İşte biz buradayız ve Anayasa değişikliği için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Kimse kaçmasın. Anayasa üzerinden siyasi çıkar gözetmeye kalkmasın."

- "REFERANDUMDA HAYIR DİYEN 16 MİLYON VATANDAŞIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU, PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETTİ"
- "MHP'Yİ YENİLMİŞ, DARBE ALMIŞ OLARAK GÖSTERMEK, PARTİMİZİN GÜÇLENMESİNDEN RAHATSIZ OLANLARIN UYDURMASIDIR"
- "BU FİKİR SAHİBİNİN ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI SIFATI TAŞIYOR OLMASI, DRAMATİK VE SANCILI BİR AŞAMAYA GELDİĞİMİZİ GÖSTERMİŞTİR"
- "(TERÖR ÖRGÜTÜ İLE PAZARLIK İDDİASI) TEZGAH ALTI YÜRÜTÜLEN PAZARLIKLAR SONUÇLANMADIĞINDAN EYLEMSİZLİĞİN NEREYE KADAR UZAYACAĞI BELLİ DEĞİLDİR"
- "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE VERİLEN ONAYI PKK İLE GÖRÜŞMEK İÇİN BİR RUHSAT OLARAK GÖRME BASİRETSİZLİĞİNE DÜŞENLER ER GEÇ HAKETTİĞİ DERSİ ALACAKTIR"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, Anayasa'nın ilk güç maddesiyle ilgili sözlerinin tehlikeli bir sürecin işareti olduğunu belirterek, "Bölücü niyetlerle örtüşen bu yaklaşımın, anayasayı koruyan bir kurumun başından gelmesi, çözülmenin her tarafa yayıldığına işaret etmektedir" dedi. MHP Meclis Grup Toplantısı'nda konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu yasama yılının, önümüzdeki süreçte yapılacak olan milletvekilliği genel seçimleriyle son bulacağını ifade eden Bahçeli, genel seçimleri takiben oluşacak olan 24. dönem TBMM yapısıyla Türk milletinin iradesinin yeniden tecelli edeceğini ifade etti. Son dönemde Türk milletinin karşıt cephelerde kümelendiğini ve kutuplaşma dinamiklerinin siyasi strateji olarak AK Parti eliyle toplumsal yapıya şırınga edildiğini öne süren Bahçeli, "Burada kastımız farklı düşüncelerin siyasi olgunluk, demokratik tavır ve asgari tahammül sınırları dışında seslendirilmesidir. Eğer farklı bakış ve değerlendirmeler, milletimizi ayırmaya başlamışsa ve milli meselelerde tam bir mutabakat halinde olmamızı engelliyorsa elbette kutuplaşmadan bahsetmekten başka seçeneğimiz olmayacaktır. Bu düşüncemiz ve tespitimiz, Sayın Cumhurbaşkanı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki açılış konuşmasında dile getirdiği 'olgunlaşmamış bir demokratik anlayışın tezahürü' değildir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın böyle bir değerlendirmesi ister istemez bize, Türkiye'nin sorunlarına nasıl bir zihin örgüsü ve hangi mantık çerçevesinde yaklaşıldığını göstermiştir. Toplumsal kutuplaşmanın ulaştığı hazin boyutu fark edemeyecek kadar gerçeklerden uzaklaşılması, mevcut kırılgan ve kopma noktasına gelen sosyolojik yapıdan herhangi bir rahatsızlık duyulmadığı anlamına da gelecektir" şeklinde konuştu. Cepheleşmenin tahrik edildiği bugünkü ortamda, hiçbir sorunun kalıcı ve temelli bir şekilde çözülemediğini, Türk insanının ihtiyacı olan huzur, refah, emniyet ve esenliğin bir türlü sağlanamadığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin hızla belirsizliğin ve kaosun çekim alanına doğru kaydığını ifade etti.
MİLLETVEKİLLERİNE TEŞEKKÜR Böylesine bulanık bir ortamda referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin oylandığını ve kabul edildiğini belirten Bahçeli, MHP'nin tüm teşkilatları ve mensuplarının ise karşılarına çıkarılan her zorluğu aşmak için olağanüstü bir gayret gösterdiğini belirtti. Bahçeli, "Siz değerli milletvekili arkadaşlarım da, seçim bölgelerinize ve görevlendirildiğiniz illere giderek milletimizle buluştunuz ve partimizin Referandumdaki kararını anlattınız. İmkansızlıklara takılmadan son ana kadar görevinizi hakkıyla ve tam bir inanmışlıkla yürüttünüz. Bu itibarla hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, bu Yasama yılında yapacağınız değerli çalışmalarınızda şimdiden başarılar diliyorum" diye konuştu. Türkiye'nin yoğun tartışmaların eşliğinde karşılıklı husumetlerin keskinleştiği bir referandum süreci yaşadığını ve bu sürecin geride kaldığını belirten Bahçeli, AK Parti iktidarının uzlaşmadan ve toplumsal mutabakattan uzak bir şekilde hazırladığı 26 maddelik anayasa değişikliklerinin 12 Eylül 2010'da kabul edildiğini hatırlattı. Böylelikle 1982 Anayasası'nın yaklaşık üçte ikisinin değiştiğini anlatan Bahçeli, AK Parti'nin gizli gündemini saklamak için girmeyeceği kılık ve atmayacağı iftiranın olmayacağının, geride kalan referandum sürecinde net olarak anlaşıldığını savundu. PKK terör örgütünün, AK Parti'nin referandum sürecindeki "sırnaşık ve tavizkar" tutumundan istifade ettiğini ve bölücü taleplerini birer birer hükümetin önüne koyduğunu ileri süren Bahçeli, demokratik özerklik, ana dilde eğitim, federasyon isteklerinin, demokrasi ve hukuk devletinin sağladığı imkanların arkasına saklandığını ve buradan ilerleme kaydetmenin yollarının arandığını söyledi. Bahçeli, "İmralı canisiyle başlatılan pazarlıklar ve yıkım projesinin tüm aktörlerinin güç birliği yaparak faaliyete geçmesi Referandum sürecine damgasını vuran iğrençlikler olarak zemin bulmuştur" dedi.
"TERCİHTE BULUNAN HER VATANDAŞIN GÖRÜŞÜ KIYMETLİ" 12 Eylül Referandumunda Türk milletinin onayına sunulan anayasa değişikliklerinin, kullanılan oyların yüzde 57,88'lik desteğiyle kabul edildiğine işaret eden Bahçeli, "Elbette biz bu sonuca saygı duymak durumundayız. Sandığa giderek tercihte bulunan her vatandaşımızın görüşünün ve hür iradesinin kıymetli olduğuna inanıyoruz. Partimizin tercihte bulunduğu ve arkasında durduğu 'hayır' oyları ise yüzde 42,12 düzeyinde kalmıştır. Bizim çağrımıza kulak veren ve arkamıza düşerek desteğini esirgemeyen tüm vatan evlatlarına bir kez daha teşekkür ediyorum. Ancak anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin yarattığı bilinç kayması ve şaşkınlık birden bire hayır oylarının tarafı olan partimize saldırı olarak yönelmiş ve tam bir akıl tutulmasına şahit olunmuştur. Referandum akşamından itibaren başlayarak, Milliyetçi Hareket Partisi haksız ve vicdansız suçlamalara maruz kalmış ve hayır oylarının düşüklüğünün müsebbibi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Referandum öncesinde bir araya gelen malum ittifak, bu defada partimize akıl ve haya dışı yakıştırmalar ve yorumlarla hücum etmiştir" diye konuştu. MHP'nin bu referandumda en çok darbe alan parti olarak gösterildiğine dikkat çeken Bahçeli, "'evet'in gönüllü savucusu ve iktidarın çanak yalayıcısı olan kesimlerin, söz ve el birliği etmişçesine MHP'nin büyük bir mağlubiyet aldığını iddia ettiklerini" ifade etti. Bahçeli, "Diyeceğim şudur ki, MHP tüm mensuplarıyla bütünleşerek hayır oyu kullanmıştır. Bunun aksini iddia eden kimse varsa, kronik MHP düşmanlığıyla maluldür. Referandumda hayır oyu kullananların hangi siyasi düşünceye göre hareket ettiğinin açıkça bilinmesi zordur. Bununla ilgili resmi bir çalışma ya da analiz de yoktur. Sayıları 16 milyona yaklaşan vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, partimizin görüşleri doğrultusunda hareket etmiş ve hayır kararımızın gerekçelerine kulak vermiştir. MHP'nin yenilgi yaşadığını iddia edenlerin her fırsatta kinlerini kusan taraflar olduklarını bu zamana kadar ki tecrübelerimizle açıkça biliyoruz. Ve bunların kimlerden müteşekkil olduğunun da ziyadesiyle farkındayız. Bu itibarla Milliyetçi Hareket Partisi'ni yenilmiş, darbe almış olarak göstermek, art niyetlilerin ve partimizin güçlenmesinden rahatsız olanların uydurmasıdır ve bir kara leke olarak muhataplarının alınlarından hiçbir zaman silinmeyecektir" dedi. MHP'ye yönelik büyük bir taban kayması yaşandığı yönünde yalan ve karalama kampanyası yürütüldüğünü anlatan Bahçeli, milliyetçi-ülkücü camianın hiçbir ferdinin talana, yolsuzluğa, hırsızlığa ve teröristle müzakere yapan bir siyasi zihniyete, sırf 12 Eylül'le hesaplaşmak adına bile olsa destek vermesi ve ilgi göstermesinin mümkün olmadığını belirtti. AK Parti'nin 12 Eylül darbesiyle ilgili hesabı ve propagandasının yalnızca referandum tuzağı olduğunu savunan Bahçeli, "Bir zamanlar aramızda olup da bugün yollarını ayıranlar, bir dönem içinde oldukları partileri dimdik ayaktayken ve bütün mensuplarıyla birlikte Türkiye'nin bölünmesine dur demek için azimle mücadele halindeyken, iktidarın davetkar tutumuna kanıp, dünyevi nimetlere tamah ederek siyasi bilirkişi rolüne soyunmalarının pişmanlığını eminim ki hayatları boyunca yaşayacaklardır. Partimizde kim taban kayması var diyorsa, bilsin ki kayan sadece bu iddiayı sarf edenlerin bilinçleridir, karakterleridir ve tavırlarıdır" değerlendirmesini yaptı.
"AMACIMIZ KALE İNŞA ETMEK DEĞİL" MHP'nin geçmişte güçlü olduğu yerlerdeki desteğinin azaldığı ve deyim yerindeyse kalelerinin düştüğü şeklindeki iddialara da tepki gösteren Bahçeli, "Bizim amacımız kale inşa etmek ve onu korumak değildir. Aziz vatanımızın her yöresi bizim için muazzezdir ve ayrılık kabul etmeyen bir bütündür" dedi. MHP'ye yönelik dördüncü hücumun ise önümüzdeki genel seçimlerde MHP'nin baraj altında kalacağına yönelik bir temenninin siyasi falcılıkla birleşerek pompalanmaya çalışılmasıyla ortaya çıktığını kaydeden Bahçeli, 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce MHP'siz hükümet arayışlarının, şimdi yerini MHP'siz Meclis çabalarına bıraktığını söyledi. Bahçeli şöyle konuştu: "Ismarlama anketlerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılmakta, aldatma ve kandırmada sınır tanınmamaktadır. İnancım odur ki, Milliyetçi Hareket Partisi'ni yalnızca oranlara bakarak değerlendirenler ve hakkında mesnetsiz sonuçlara ulaşanlar yanıldıklarını er geç anlayacaklardır. Şüphesiz Türkiye'nin bölünmesini hızlandıracak ve milletimizin dağılmasını çabuklaştıracak yıkım projesine karşı dün nasıl bir mücadele vermişsek, artan bir inanç ve şevkle buna devam edeceğiz. Türk milletinin, etnik kimliklerin hışmına uğramasına müsaade etmeyeceğiz. Biz bu milli tavrımızdan dolayı mı Meclis dışında kalacağız? Bunu mu söylemek istiyorsunuz? Yıkım projesine ortak etmek için mi yandaş medyadan saldırıyorsunuz? PKK'nın dağdan inmesi için verilecek tavizlere payanda olmamızı mı bekliyorsunuz? Türkiye'nin üniter yapısından ödün mü verelim istiyorsunuz? İmralı canisi affedilsin, çok kültürlü ve çok kimlikli bir federasyonun alt yapısı kurulsun diye mi bizi zorluyorsunuz? Biz de mi Barzani'ye ağabey diyelim, peşmergeden ilgi bekleyelim? Türk milletinin çökertilmesine ve ana dilde eğitim taleplerine alkış mı tutalım? Nedir maksadınız? Neyi hedeflemektesiniz? Bizden hangi cevabı bekliyorsunuz? Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi'ne yönelik kampanyanın sonuç vermesi ve inandıklarından geri döndürmesi dünya durdukça mümkün değildir. Esasında bu çevrelerin korkularından dolayı, Milliyetçi Hareket'i amansız düşman olarak belirledikleri uzun bir süreden beri bellidir. Çünkü Milliyetçi Hareket hıyanetin karşısındadır. Yolsuzluğun ve uğursuzluğun düşmanıdır. Milletimizin parçalanmasına ve dağılmasına karşı durmaktadır. Doğal olarak Milliyetçi Hareket sırf bunlardan dolayı Başbakan'ın hedefindedir ve iftiralarının menzilindedir. Asla başaramayacaklar. Bizi asla ikna edemeyecekler. Bu kutsal çatıyı çökertmeye kimsenin gücü de, nefesi de yetmeyecektir. Biz tek başımıza da olsak, sonuna kadar AK Parti ve onun hedeflerine hizmet edenlerle mücadele edeceğiz. Cumhuriyeti koruyacağız, milletimizin yanında olacağız." 12 Eylül referandumunu takip eden süreçte Türkiye'nin vahim ve ibretlik olaylara sahne olduğuna değinen Bahçeli, bu sürecin dozu ve etkisinin artarak daha tehlikeli bir mecraya doğru hızla ilerlediğini savundu. Anayasa'nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ilk üç maddesiyle ilgili kaygı verici değerlendirmelerin dahi yapılmaya başlandığına işaret eden Bahçeli, evrensel hukuktan ne anlaşıldığı belli olmadan ve bu prensibi temel alarak Türk milletinin ve devletinin güvencesi olan anayasa maddelerinin yeniden yorumlanmasına dönük değerlendirmelerin, kafaların içindeki gizli tarafları ortaya çıkarması bakımından anlamlı olduğunu söyledi. Bahçeli şunları kaydetti: "Özellikle bu fikir sahibinin Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatı taşıyor olması da dramatik ve sancılı bir aşamaya geldiğimizi göstermiştir. Bölücü niyetlerle örtüşen bu yaklaşımın, anayasayı koruyan bir kurumun başından gelmesi, çözülmenin her tarafa yayıldığına işaret etmektedir. Bu çerçevede cevabını aradığımız sorular şunlar olacaktır: Anayasasının birinci maddesinde ifadesini bulan 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' ibaresi pozitif yönde nasıl ilerletilecektir? Cumhuriyet'in ilerletilmesi, başka bir niyete ve yönetim şekline gizli kapaklı bir davetiye midir? İkinci maddede yer alan, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti' hükmünün donmuş olarak takdim edilmesi kime ne fayda sağlayacaktır? Üçüncü maddede tecessüm eden 'Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı İstiklal Marşı'dır. Başkenti Ankara'dır' kabulünün neresine ve hangi ilkesine dokunulması içten içe tavsiye edilmektedir? Açıktır ki, Anayasası'nın ilk üç maddesiyle başlatılacak tartışmaların duracağı, kesileceği bir yer ve nokta yoktur. Bu maddelerin yorumlanması bir anlamda, başlayan süreci, milletimizin tasnifine, devletin yönetim biçiminin sahip olduğu milli niteliklerin yeniden tanımlanmasına kadar götürecektir. Madem ki ilk üç maddeyle ilgili bir görüş hasıl olmuştur ve bu maddelerin zenginleştirilmesi için bir fikir vardır, o zaman bunların şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanması da tutarlılık gereği olacaktır. Karanlıktan aydınlığın taşlanmasına yer ve ihtiyaç yoktur. Kimin aklında ne varsa ortaya koymalıdır. Bu zamana kadar ilk üç maddenin varlığından bölücü emeller dışında rahatsızlık duyan olmamıştır. Pozitif ilerleme ambalajı altında ne olduğu belli olmayan değerlendirmelerde bulunma ihtiyacını da kimse duymamıştır. Burada aklımıza, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın bir rol paylaşımında taraf olduğu hususu gelmektedir. Çünkü verilen izlenim bu yöndedir. Eğer böyle değilse, durduk yere ve üstelik ilk üç maddeye yönelik mütecaviz eğilimlerin ve girişimlerin varlığını biliniyorken, sözü edilen değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddelerin pozitif ilerletilmesi, Cumhuriyetimizin negatif geriletilmesinden başka bir manaya gelmeyecektir."
"TÜRKİYE'Yİ 13 EYLÜL'DEN İTİBAREN ZİFİRİ KARANLIK BİR DÖNEM BEKLİYOR" Referandum sonucunun Türk milletinin tekliği, birliği ve devletin şekli konularında rahatsızlığı bulunanları deşifre etmeye başlaması bakımından dikkat çekici olduğunu kaydeden Bahçeli, bu sapmanın fitilini iktidar partisinin yaktığını ve her tarafa sıçrattığını söyledi. Bahçeli, "Türkiye'yi, 13 Eylül'den itibaren daha tehlikeli ve bölücülüğün siyasi ve sosyal alanlarda hızlanacağı zifiri karanlık bir dönem beklemektedir" diye konuştu. İçinden geçilen zaman diliminde bir başka gündem konusunun da terör şebekesinin eylemsizlik kararının süresine ilişkin olduğunu kaydeden Bahçeli, tezgah altı yürütülen pazarlıklar sonuçlanmadığından, eylemsizliğin nereye kadar uzayacağının belli olmadığını söyledi. PKK terör örgütünün, AK Parti hükümetine taktik mahiyetli manevralarla varlığını kabul ettirdiğini öne süren Bahçeli, bu gelişmeler karşısında hükümetin, PKK'yı kendisine denk bir taraf olarak gördüğünü ve tehdit karşısında adeta sindiğini öne sürdü. Bahçeli, "Ancak PKK'yla yürütülen dolaylı görüşmelerde verilen her tavizin, dile getirilen her vaadin, içine girilen teslimiyetçi türbülansın sonuçları ağır olacaktır" dedi. İleri demokrasi vaatleriyle maskelenen geride kalan referandum sürecinden sonra Cumhurbaşkanı'nın, demokrasi alanında alınacak daha çok mesafe olduğunu söyleyerek, Başbakan Erdoğan'la çeliştiğini ileri süren Bahçeli, artık AK Parti'nin şapkasının düştüğünü ve gerçeklerin ortaya çıkmaya başladığını savundu. Bahçeli şunları söyledi: "Çok yakın bir zamanda anayasa değişikliklerine evet diyen vatandaşlarımız da bunu açıkça görecektir, idrak edecektir. Ancak doğacak vebalden ve meydana gelecek sarsıntılardan kurtulmaları ve muaf olmaları elbette mümkün olmayacaktır. Aziz milletimizin anayasa değişikliklerine verdiği onayı, PKK'yla görüşmek için hazırlanmış ve takdim edilmiş bir ruhsat olarak görme basiretsizliğine düşenler er geç hak ettikleri dersi alacaklardır. Veya anayasa değişikliklerine yönelik evet kararını, yıkım projesinin ilerletilmesinde ve ülkemizin etnik temelde ayrışmasında bir gerekçe ya da mazeret olarak değerlendiren AK Parti hükümeti, düştüğü çukurun derinliklerinde yaptıklarının hesabını mutlaka verecektir."



İHA
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×